Adana Geçinemiyoruz Platformu: “Artık yeter, ücretlerimize ek zam istiyoruz”

Adana’da Geçinemiyoruz Platformu, Heykelli Park’ta yaptığı eylemde “Zam zam zam, artık yeter geçinemiyoruz. Ücretlerimize ek zam istiyoruz” pankartını taşıyarak basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Krizi biz yaratmadık, faturasını da biz ödemeyeceğiz” denilerek talepler sıralandı.

Adana’da Geçinemiyoruz Platformu, Heykelli Park’ta basın açıklaması yaptı. “Zam zam zam, artık yeter geçinemiyoruz. Ücretlerimize ek zam istiyoruz” pankartının açıldığı açıklamada “İnsanca yaşam istiyoruz”, “Ücretlere ek zam yapılsın”, “Zamlar geri alınsın”, “Bu soygunu dur-du-ra-ca-ğız” ve “Öğrenciler geçinemiyor” dövizleri de taşındı. Açıklamada sık sık, “Zamlar geri alınsın, ücretler artırılsın” ve “Zam zulüm işkence işte AKP” sloganları atıldı.

Basın metnini okuyan Adana Geçinemiyoruz Platformu adına Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Adana Şube Başkanı Hüseyin Kaya, siyasi iktidarın ve arkasındaki sermaye güçlerinin ülkeyi tam bir yıkama sürüklediğini ve Türkiye’nin yoksulluk, yolsuzluk ile yasaklar ülkesi haline getirildiğine dikkat çekti.

“Kaynaklar ve milyarlarca lira sermayeye aktarılırken, emekçilere fedakârlık yapın deniyor”

İşçi ve emekçilerin yaşam koşullarının iktidarın politikalarıyla her geçen gün daha da kötüye gittiğini, ekonomik krizin yarattığı yıkımın faturasının ise emekçilere kesildiğini vurgulayan Kaya, “Zamlar, hayat pahalılığı, işsizlik, düşük ücretler, yüksek enflasyon, yüksek vergiler emekçilerin yaşamını çekilmez hale getirdi. Başta tarım olmak üzere her alanda dışa bağımlılık hızla artarken, köylüler ve üreticiler iflasa sürükleniyor. Enerji ve maden tekelleri karları uğruna doğanın talanı ve çevrenin yaşanmaz hale gelmesinde sınır tanımıyor. İşçilerin, emekçilerin sesleri ve talepleri görmemezlikten geliniyor. Kaynaklar ve milyarlarca lira sermayeye aktarılırken, emekçilere fedakârlık yapın deniyor” dedi.

“Asgari ücretlilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin maaşlarına aldıkları zamlar çoktan eridi”

Açıklamanın devamında şunlar söylendi:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre enflasyon nisanda aylık %,7,25, dört aylık %31,71, yıllık ise %69,97 artmıştır. Ulaştırma enflasyonu yıllık %105,86 artarken, gıda enflasyonu ise yıllık %89,10’a tırmanmıştır.

Sadece tüketici enflasyonu değil, üretici enflasyonu da rekor üstüne rekor kırmaktadır.

Bilindiği üzere üreticilerin giderlerinde, maliyetlerinde yaşadıkları artışı ürün fiyatlarını artırarak nihai olarak tüketiciye yansıtması kaçınılmaz bir durumdur. Dolayısıyla üretici enflasyonundaki bu olağanüstü artış iğneden ipliğe zam sağanağının önümüzdeki günlerde de devam edeceğini, dolayısıyla tüketici enflasyonunun yükselmeye devam edeceğini göstermektedir.

Öte yandan bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAGRUP) bugün açıkladığı veriler TÜİK rakamlarının vatandaşlar olarak yaşadığımız gerçek enflasyonu gizlemek için takla attırılan rakamlardan ibaret olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Nitekim ENAGRUP verilerine göre yıllık enflasyon %156,86’ya ulaşmıştır.

Her şeyden önemlisi yaşamsal ihtiyaçlarımız için kullandığımız her şeye zam sağanağı devam etmesine, enflasyon rekor üstüne rekor kırmasına rağmen ülkeyi yönetenler hayat pahalılığını engellemeye dönük hiçbir önlem almamakta, hiçbir program açıklamamaktadır. Bunun yerine 84 milyon sadece dilek ve temennilerden ibaret açıklamalarla oylanmak istenmektedir.

“Bütçe disiplininin bozulacağı” gerekçesi ile ücreti daha yılın ilk iki ayında eriyen asgari ücretliler, emekliler, işçiler, kamu emekçileri göz göre göre sefalete terk edilmektedir. Her gün daha da yoksullaşarak uyanıyoruz. Asgari ücretlilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin maaşlarına aldıkları zamlar çoktan eridi. Artık dayanak güçleri kalmadı. Bir an önce maaşlarına gerçek enflasyon olan %150 zam yapılmalıdır.

Bayram başta emekliler olmak üzere milyonlarca yurttaşa adeta zehir edilmiştir. Milyonlarca emeklinin 2018 yılında 1.000 TL olan bayram ikramiyesi aradan geçen dört yılda sadece 100 TL artışla 1.100 TL olmuştur. Buna rağmen Temmuz ayında maaşlara yansıtılacak olan TÜİK enflasyon farkı milyonlarca emekliye, kamu emekçilerine “maaş zammı müjdesi” diye yutturulmak istenmektedir.

Kısacası maaşları-ücretleri yaşanan gerçek enflasyon ile uzaktan yakından ilgisi olmayan TÜİK enflasyonuna endekslenen milyonlarca çalışan yıllardır kaybetmeye devam etmektedir.

Bir kez daha altını çiziyoruz. Enflasyona göre maaş zammı “sıfır” zam demektir. Sahte rakamlardan ibaret TÜİK verilerine göre maaş zammı ise reel gelirimizin erimesi, yoksulluğumuzun artması demektir.

İğneden ipliğe, ekmekten suya zam devam eden zam sağanağı sonucunda TÜİK enflasyonu bile daha yılın ilk dört ayında %31,71 artmıştır. Yaşadığımız gerçek enflasyon ise bunun en az iki katıdır.

Araştırma birimi KESK-AR verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 5.529 TL’ye, yoksulluk sınırı 18.012 TL’ye ulaşmıştır.

“Tablo ortada”

Açıklamada şunlar ortaya konuldu:

  • Yaklaşık on milyon asgari ücretli çoktan açlık sınırının altında kalmıştır.
  • Bugün itibari ile ortalama 4 bin 674 TL olan ortalama kamu emekçisi emeklisi maaşı da açlık sınırı altında kalmıştır.
  • Üreticiler, küçük esnaf, milyonlarca işsiz, emekliler açlık sınırının altında yaşamaktadır.

Tablonun ortada olduğunu söyleyen Kaya, “Gittikçe ağırlaşan koşullarda hiç kimsenin işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin, köylülerin^, gençlerin ellerindekilerle yetinmesini istemeye hakkı yoktur. Oysa sürekli dikkat çektiğimiz üzere yaşadığımız gerçek enflasyon TÜİK tarafından açıklanan verilerin en iki katı bir hayat pahalılığı yaşandığını ispatlamaktadır. Bu durumda aylık ya da olmadı üç aylık TÜİK enflasyon rakamlarının maaşlara yansıtılmasını talep etmek milyonlarca emekçiyi ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme’ politikasının bir ürünü olmaktan öteye geçemeyecektir. Tek çözüm Temmuz ayını beklemeden asgari ücretlilerin, işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin maaşlarını insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekmekten, evrensel sendikal normlara uygun grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu sözleşme sistemini hayata geçirmekten geçmektedir” dedi.

“Krizi biz yaratmadık, faturasını da biz ödemeyeceğiz”

Kaya, talepleri şöyle sıraladı:

  • Tüm tüketim maddelerine yapılan zamlar geri alınmalı, KDV tamamen kaldırılmalıdır.
  • Tükettiğimiz her şeye zam olarak yansıyan akaryakıt ürünlerinde ÖTV ve KDV sıfırlanmalıdır.
  • İlk aşamada: Sadece geçtiğimiz dört ayda kamu emek kayıpların telafi edilmesi için maaşlarımız 2022 yılının başından itibaren geçerli olmak üzere seyyanen 2 bin 200 TL artırılmalı, ardından maaşlarımıza dört aylık enflasyon farkı (%24,21) eklenmelidir.
  • İkinci aşamada: Temmuz ayında en düşük kamu emekçisi maaşı; kira, yakacak, ulaşım gibi sosyal ödemelerle yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır.
  • Asgari Ücret Tespit Komisyonu Aralık ayı beklenmeden hemen toplanmalı, asgari ücret insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çıkarılmalıdır.
  • Bayramlarda tüm çalışanlara net asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi verilmelidir.
  • Halkın, emekçilerin cebinden alıp, yandaşlara aktarmanın aracı olan Kamu Özel İş birliği Projeleri, Döviz Garantili İhaleler sonlandırılmalıdır.
  • Özelleştirmeler iptal edilmelidir. Başta enerji üretim ve dağıtım şirketleri olmak üzere özel sektöre peşkeş çekilen tüm işletmeler, fabrikalar kamulaştırılmalıdır.

Açıklamanın sonunda Kaya, “Bir kez daha ifade ediyoruz. Krizi biz yaratmadık, faturasını da biz ödemeyeceğiz” dedi.

Sendika.Org