Afganstan’da kadın olmak bir suç ;Bütün kadınlar buka giymek zorunda

Kabil’de yaşayan Soraya, her zaman yaptığı gibi alışveriş için mağazaları gezerken, bir şeylerin aynı olmadığını fark etti.

Kadın giyim mağazalarında nöbet tutan Taliban üyeleri satılan ürünleri ve terzilerin diktiği kıyafetlerin uzunluğunu kontrol ediyordu.

Taliban’ın 7 Mayıs’ta burka zorunluluğunu yıllar sonra geri getirmesi, sadece Soraya değil çok sayıda Afgan kadında korkuya neden oldu.

Taliban yetkilileri örtünme zorunluluğunun yalnızca “tavsiye” niteliği taşıdığını söylese de, bu kurala uymayanları cezalandırmak için kademeli olarak atılacak bazı adımlar da açıkladı.

Dükkan sahibi Soraya, 1990’lı yıllarda Taliban yönetimindeki Afganistan’da kadınlara uygulanan yasaklara benzer şekilde burka giymeye zorlanacağına inanmakta başından beri zorlanmış.

“Gittiğim terzi bile onunla konuşmadan önce yüzümü örtmemi istedi” diyen Soraya, sokakta birilerinin ona yaklaşıp örtünmesini istemesinin onu üzdüğünü ifade ediyor.

Taliban, geçen yılın Ağustos ayında Afganistan’ın kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana kadınların özgürlüğünü kısıtlayan bir dizi sınırlama getirdi.

Kadınların devlet kurumlarında çalışması, kız çocuklarının ortaokul ve liselerde eğitim görmesi ve yanında erkek refakatçi olmadan 72 km.’den fazla seyahat etmesi yasaklandı.

Bazı kadınlara göre Taliban’ın getirdiği burka zorunluluğu, kadınların özgürlüğüne yönelik saldırıların sonuncusuydu.

Taliban’ın dönüşü sonrası işini kaybeden ve maddi zorluklar yaşadığını söyleyen Sana, “Sanki Afganistan’da kadın olmak bir suçmuş gibi” diyor.

“Giyeceğim kıyafetleri nasıl seçtiklerinin benim için bir önemi yok, ben zaten evimden çıkamıyorum ki” diyen Sana, ülkedeki durum için “umutsuz vaka” nitelemesini yapıyor.

Erkek refakatçi baskısı

Afgan kadınların çoğu halihazırda farklı şekillerde örtünüyordu ancak Taliban’ın getirdiği son sınırlamalar kapsamında kadınların gözler hariç yüzünün tamamını ve tüm bedenini örttüğü burkaları giymesi talep ediliyor.

Kadınların kıyafetlerini kontrol edenler ise, çoğunlukla “mahrem” adı verilen, genellikle kadının eşi ya da yakın akrabası olan erkek refakatçiler. Refakatçiler yakını olan kadınları bu şekilde kontrol etmedikleri takdirde bakanlığa çağrılabiliyor, 3 güne yakın hapis cezası alabiliyor ya da mahkeme önüne çıkarılabiliyor.

Taliban yönetimi altındaki yaşamın bu yükünü göğüsleyen bazı kadınlar, güvenliklerini de tehlikeye atarak seslerini yükseltmeye başladı.

Kabil’de bir grup kadın bu hafta düzenledikleri protesto gösterisinde geleneksel Afgan kıyafetleriyle sokağa çıkarak Taliban’ın burka zorunluluğu getirmesine tepki gösterdi.

Protestoculardan Maryam, “Son 8 ayda Taliban kıyafetlerimizi denetlemekten başka bir iş yapmadı. Ülkede siyasi ve ekonomik istikrarsızlık varken Taliban bu sorunları çözmeye öncelik vermiyor” diye konuşuyor.

BBC’ye konuşan bazı protestocular, Salı günü gösteri düzenlemek için sokağa indiklerinde Taliban yetkililerince durdurulduklarını söylüyor.

Bu göstericilerden Hajira, Taliban’ın “cep telefonunu aldığını, iki saat onu ayakta beklettiğini ve onları emniyete götürmekle tehdit ettiğini” belirtiyor.

Taliban, BBC Afgan Servisi’nin bu olayla ilgili görüş talebine ise yanıt vermedi.

Sokaklarda isyan

Kabil’de yaşayan kadın hakları savunucusu Anuşah da sessiz kalmamayı seçen kadınlardan biri.

Burka zorunluluğu getirilmesinden bir gün sonra 12 yaşındaki oğlu ile şehrin en kalabalık yerlerine, hep giydiği ve yüzünü gösteren kıyafetleriyle giden Anuşah, Taliban üyeleri ile karşılaşıp bu şekilde onlara meydan okumayı amaçladığını anlatıyor.

Kendini ateist olarak tanımlayan Şehba ise, kıyafetine yönelik tüm baskılarla savaşacağını söylüyor.

Üniversite yolunda Taliban yetkililerinin doğru kıyafeti giymediği gerekçesiyle durdurduğu kadın, “Havanın sıcak olduğunu söyleyip onu ikna etmeye çalışsam da, yüzümü örtmem için ısrar ettiler” diye konuşuyor.

Sadece Taliban yönetiminin değil, ailesinin erkek üyelerinin baskılarıyla da mücadele ettiğini söyleyen Şehba, “İki cephede birden savaşıyorum. Korkuyorum ama buna karşı savaşmaktan başka seçeneğim yok” diye de ekliyor.

Seyahat kısıtlamaları

Şehba sadece örtünme konusunda değil seyahat konusunda da baskı görüyor.

İran’da bir yüksek lisans programına katılmak için burs alan ancak yanında erkek refakatçi olmadığı için uçağa binemediğini söyleyen genç kadın, “İran’a giderken yanımda kimseyi götüremeyeceğimi Taliban’a açıklamaya çalıştım ama dinlemediler” diye devam ediyor.

Taliban’ın Mart ayında getirdiği sınırlamalar kapsamında kadınların iç ve dış uçuşlarda yanında bir erkek refakatçi olması şart.

Bir süre ablası ile beraber seyahat ederek sosyal hizmetler uzmanı olarak çalışan kadın, evin dışına çıkıp meslek sahibi olabilmek için zaten uzun süre ailesine karşı mücadele vermiş.

Bir yaşındayken babasını kaybeden ve erkek refakatçisi olmadığı için hareketleri kısıtlanan Şehba, geleceği konusunda endişeli.

Üniversite hocalarından ihtar mektubu

Feriştah, bu hafta üniversite hocalarından, o ve kadın sınıf arkadaşlarını Taliban’ın yeni kıyafet kurallarına uymaları konusunda uyaran bir ihtar mektubu almış.

Erkek yakını olmadığı için Taliban’ın evine baskı yapmasından korkan Feriştah, “Biraz daha örtüneceğim ama Taliban’ın istediği kadar değil” diyor.

Şehba’nın bazı sınıf arkadaşları ise, babalarından “sonuçları kötü olur” şeklinde uyarılar aldıkları için tamamen örtünmeye karar vermiş.

Herat Üniversitesi mezunu Necma, uluslararası topluma Taliban’a karşı kadın hakları konusunda daha fazla baskı yapması için çağrıda bulunuyor.

“Bu aptal kurallara boyun eğmekten başka çarem olmadığı için kendimi zayıf hissediyorum” diyen Necma şöyle devam ediyor:

“Durumun kötülüğünü size anlatamam. Bizi kafese koyuyorlar.”

KAYNAK;BBC TÜRKÇE