AKP’li eski Tarım Bakanı Fakıbaba;Sistemi oturtamadık

Tarım ve Hayvancılık eski bakanı ve AKP Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, gündemde yer alan konulara ilişkin olarak Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin’e açıklamalarda bulundu.

Kendi döneminde etleri ve hayvanları birinci elden aldığını belirten Fakıbaba, “Türkiye’ye bunları kim getiriyorsa ona gittim ve aldım. Devletin kazanması için ithalatı yaparken aracıyı ortadan kaldırdım. Çok ucuza mal ettim. Kimse bana karışmadı, baskı da yapmadı. Et fiyatlarını da 43 liradan 29.5 liraya düşürdük bakanlığım döneminde. Bakanlığım döneminde neler yaşandığı kayıtlı” dedi.

Fakıbaba,”Etin fiyatı süte bağlıdır. Siz sütün fiyatına gerekli değeri vermediğiniz zaman ülkede et 250 liraya gelecektir. Süt üreticilerine gerekli kazancı sağlamadığınız müddetçe etin fiyatı artar. Süt üreten adam zarar etmeyecek. Sütü 5 liraya mı üretiyor… 7 lira vereceksin. Siz günlük düşündüğünüz zaman enflasyon zaten yükselir. Ahmet gider, Mehmet gelir, sistem şart dedi.

İthalatla üretim arasındaki dengenin sağlanmasının şart olduğunu dile getiren Fakıbaba, şöyle devam etti:

“Analar kesime gittiği zaman böyle oluyor. Süt, tereyağ, peynir fiyatları artıyor. Ondan sonra da kesilecek hayvan kalmıyor. Anaları kestirmememiz gerekiyor. Benim dönemimde gerçekten insanların et ihtiyacını karşılayacak ithalat yapılırken, içeride de açığı kapatmak için çalışmalar yapılıyordu. Şu da önemli: 2018’i buzağı yılı ilan ettik. Buzağıya gözünüz gibi bakacaksınız. O zaman et fiyatı düşer.

İTHALATTA DENGE ŞART

Tabii ki ithalat olur ama denge şart. Ana sayısını artırırken, sütü dengeli fiyata çıkarmalısınız. Üç sene içinde de ithalatı bitireceksiniz. Amacımız buydu. Benim dönemim çok kısa oldu. Doktor olmamın ve kafa yormamın faydalarını gördüm. Et demek süt demektir. İthalata karşıyım bu bilinsin. Balans önemli.

PLANLAMA ÖNEMLİ

Planlama birinci derecede önemli. Şunu söylüyorum: Arkadaşlar bize üç yıl müsaade edeceksiniz. Esasında bütün bakanları samimi ve çalışkan buluyorum. Burada sorun şu: Sistem oturtamadık. Ahmet gelir, Mehmet gider ama sistem olmazsa olmaz. Bugünkü bakanımız da bu işi biliyor ve işin ehli insan. Tarım Araştırma var bakın. Burayı bilim insanlarına açmayı düşünüyordum. Sadece bürokratlarla olmaz. Sayın bakanın bunu yapacağına inanıyorum.

Et firmalarından baskı görmedim. Emin olun, hepsi geldi, çayını, kahvesini içti. Ben zaten yolumu çizmiştim! Ben birinci elden, onların aldığı yerden bakanlığımız alıyordu. Benim onlara ihtiyacım yoktu ki! Devletim ben! Onların yaptığını ben neden yapamayacağım. Devletim ben, altını çiziyorum.

‘FİYAT GARANTİSİ VERİLMELİ

Kendi dönemimde hazırladığım plan şuydu: Üç yıl içinde buzağıyı, anayı korursak, süt üreticisine sahip çıkarsak ithalata gerek kalmayacaktı. Fiyat garantisi vereceksin üreticiye. 10 liraya ürettiği malı 12.5 liraya alacaksın ve garanti olacak. O zaman mazot 100 lira olmuş, sorun olmaz. Enflasyon yükselir ama yavaş yavaş da düşer. Üretici kar edecek! Toprağı bırakır yoksa.

‘KENTSEL DEĞİL KÖYSEL DÖNÜŞÜM’

İlk önce kadınlara sahip çıkacağız ve sigortasız olmayacaklar. Köylü para kazanacak. Devletin gücünü bilecek. Kentsel dönüşüm değil köysel dönüşüm şart. Bu çok önemli. Ben şu anda köyde oturuyorum. Pırıl pırıl bir köy yapacaksın. Yine bir projem vardı. Her ilde üç köy yapacaktım: Örnek köyler olacaktı. Nasıl olacaktı? Tarım eşittir kooperatifleştirme. Kooperatifleşme olmadan tarımı çözemezsiniz. Vatandaşla birlikte yapacaksınız.”