ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİNDEN DİYANET AKADEMİSİ YASASI HAKKINDA KAMUOYUNA DUYURU

BASINA VE KAMUOYUNA;
YÜZ YIL SONRA YENİDEN ASKER KAÇAĞI YUVASI MEDRESELER Mİ?
Geçtiğimiz hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen DİYANET AKADEMİSİ YASASI toplumda infial yaratmış, Meclis’ten geçişi sırasında hiç “RED” oyu çıkmamış olması ise, büyük şaşkınlık ve üzüntü ile karşılanmıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Devlet Memurları Kanununda ve 375 Sayılı KHK’da değişiklik yapılmasına dair bu yasa ile, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce yürütülen bazı faaliyetler kurulacak DİYANET AKADEMİSİ bünyesinde yapılacaktır.
Yasaya göre; dini yüksek ihtisas, dini ihtisas ve eğitim merkezlerinden oluşacak DİYANET AKADEMİSİ, başkanlığın görev alanıyla ilgili araştırma, yayın, konferans, panel, seminer, sempozyum ve benzeri dini, ilmi, sosyal, kültürel etkinlikler, kurs ve sertifika programları düzenleyecek, başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirecek ve doğrudan başkana bağlı olacaktır.
DİYANET AKADEMİSİ; Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, lisans düzeyinde dini eğitim veren yükseköğretim kurumları ve müftülükler ile görevinin gerektirdiği diğer ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş ve kurullarla iş birliği ve ortak çalışma yapabilecek, mesleki ve bilimsel ilişkiler kurabilecek, araştırmalarda bulunabilecek, eğitim programları uygulayabilecek, danışma kurulları ve komisyonlar oluşturabilecektir.
ASKERLİKTEN MUAF OLACAKLAR
Kurulacak DİYANET AKADEMİSİ’ni geniş yetkilerle donatan, Milli Eğitim Sistemi dışında ayrı bir eğitim-öğretim kurumu oluşturan, Anayasanın 174. maddesi ile korunan ve halen yürürlükte olan Tevhid-i Tedrisat ( Eğitim Birliği ) Yasası’nı yok sayan, aynı zamanda akademide eğitim görecek erkek öğrencilerin “alacakları eğitimin kesintiye uğramaması” gerekçesiyle askerlikten muaf sayılmalarını da öngörerek adeta yeni bir MEDRESE yaratan bu yasanın Anayasaya aykırı olduğu açıktır.
ATATÜRK’ÜN YÜZ YIL ÖNCEKİ BÜYÜK TEPKİSİ
Ulusal Kurtuluş Savaşımız devam ederken, Büyük Taarruz öncesi Gazi Mustafa Kemal Paşa, 1-4 Nisan 1922 tarihleri arasında; Konya ve ilçelerinde bir dizi ziyaret ve denetlemelerde bulundu. Bu kapsamda Konya’daki iki medrese de ziyaret edildi. Medrese öğrencilerinin hiçbir bilgiye sahip olmadıklarının görülmesi ve bu öğrencilerin askere alınmaması isteğinin de iletilmesi üzerine Başkomutan hiddetlenerek, “Savaş sona erince bunlarla daha ciddi konuşacağım, malî dayanaklarından, vakıflarından yoksun edeceğim. Bu vakıflar mollaların yaşama kaynaklarıdır.” dedikten sonra, Anadolu’nun her yerine yayılmış medreselerin çokluğuna, dinç, sağlam delikanlıları askerden kaçıran binlerce medrese bulunduğuna ve bu asker kaçaklarının sayısının bir kolordu büyüklüğünde olduğuna dikkat çekerek “Millet kan içinde yüzerken, halkın en iyi yetişmiş evlatları cephede dövüşür, vatan için canlarını feda ederken, siz burada genç, sapasağlam delikanlıları besiye çekmişsiniz. Bu asalakların askere alınmaları için hemen yarın emir vereceğim!” sözleriyle tepkisini gösterdi.
Bu acı gerçeğin Atatürk tarafından dile getirilmesinden yüz yıl sonra, AKADEMİ adı altında MEDRESELERİN yeniden canlandırılmak ve öğrencilerinin askerlikten muaf tutulmak istenmesi, Atatürk ve Cumhuriyetle açık bir hesaplaşma, bir rövanş alma çabası olarak yorumlanmaktadır.
Yasa Gazi Meclisimiz’de kabul edilirken tek bir “HAYIR” oyu çıkmaması ise, ibret verici bir olay olarak kayda girmiş, çok büyük çoğunluğuyla Atatürk’e ve Laik Cumhuriyet’e gönülden bağlı aziz milletimizi derinden üzmüş, ciddi tepkisini çekmiştir.
Yasa; bir AKP Milletvekilinin Cumhuriyetimiz için “90 yıllık REKLAM ARASI’nı kapatıyoruz”, bir AKP MKYK üyesinin “Yeni bir devlet kuruyoruz”, bir AKP Genel Başkan Yardımcısının 1 yıl önceki “Bugüne kadar yaptığımız her şey aslında hazırlıktı. Hazırlıklarımızı tamamlamamız 19 yıl sürdü ve asıl şimdi başlıyoruz”, bir AKP Belediye Başkanının “2023 seçimleri 100 yılın hesaplaşması olacak” sözleri, dönemin Cumhurbaşkanlığı Danışmanı SADAT başkanınca düzenlenen “İslam Devleti ve İslam Anayasası Sempozyumu”nda söylenenler ve Ayasofya açılışında ya da hafızlık icazet törenlerinde, hem de devlet erkânının önünde elde kılıçla yahut minberde Atatürk’e edilen hakaretler, okullarımızda çocuklarımızı harem selamlık düzende oturtmak isteyen çağ dışı zihniyetler ve benzeri sayısız söylem ve eylemle birlikte düşünüldüğünde, “Asıl şimdi başlıyoruz” sözleriyle neyin amaçlandığı sorusu yanıtını beklemektedir.
Unutulmamalıdır; LAİKLİK ulusumuzu bir arada tutan temel ilke ve demokrasinin olmazsa olmazı, ATATÜRK ve Üniter Ulus Devletimiz’in Kuruluş Ayarları da değeri her geçen gün daha iyi anlaşılması gereken, uygar dünyanın onurlu ve saygın bir ülkesi olmamızı sağlayan, hepimizin altında güvenle yaşadığı CUMHURİYET KUBBEMİZ’İN KİLİT TAŞLARI’dır, asla oynanmamalıdır.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ; Sayın Cumhurbaşkanı’nın TBMM’ne iade etmesini beklediği bu yasanın yaratacağı tahribata tüm toplum kesimlerinin dikkatini çekmekte, yürürlüğe girerse iptali için olanca gücüyle mücadele etmeyi ve EĞİTİM BİRLİĞİ (TEVHİD-I TEDRİSAT) YASASI’nı kararlılıkla savunmayı görevi saydığını kamuoyuna saygı ile duyurmaktadır.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ
Bir yazı görseli olabilir