Aşk’ı Geçtik, Gözlerini Açabilirsin

 

Şiir ya sevdamız dostlar! Sokakta, çarşıda, pazarda, salonlarda, alanlarda, her yerde, her yanda. An be an, her zaman, her durumda…

Biliriz mısra mısra. Hele derinlerine daldıkça kaybolduğumuz, tadına doyulmaz dizeler olursa…

Bazen de bir dost sohbetinde; bir şairin adı geçince, hemen çok bilinen bir şiirini anımsarız…

Yahya Kemâl adını duyunca “Sessiz Gemi”yi, Ahmet HAŞİM’den söz edilince “Merdiven”i…

“Memleket İsterim”in de doyulmaz tadına ama bilirsiniz; Cahit Sıtkı’yla, “Otuz Beş Yaş” şiiri neredeyse özdeşleşmiştir…

Orhan Veli; “İstanbul’u Dinliyorum”,
Sabahattin ALİ, “Leylim Ley”,
TANPINAR; “Bursa’da Zaman”,
Turgut UYAR; “Göğe Bakma Durağı”,
Attilâ İLHAN; “Ben Sana Mecburum” şiirleriyle anımsanır ilk başta…

Gökyüzünden güneş de toplar kimi zaman şair. Umut olsun diye, yol(umuz) güzelliklere çıksın diye hem. Ülkü TAMER, “Güneş Topla Benim İçin” şiirini anımsatır. Yoksa “Güneş Topla Benim İçin” şiiri, Ülkü TAMER’i mi deseydim? Ne fark eder? Önemli olan şiirle anlam bulan yaşam, şiirle gelen güzellikler…

Örnekleri çoğaltabiliriz elbette…

Cahit KÜLEBİ’nin adı geçince “Hikâye”nin ilk mısraları, Ahmet Muhip DIRANAS’’tan söz edilince “Fahriye Abla”nın hemcinslerini bile kıskandıracak güzelliği, kadınlığı…

DAĞLARCA adı geçince de “Kızılırmak Kıyıları…”

Ya Sezai KARAKOÇ’un “Monna Rosa”sı…

Ahh ki, ahhh!

“Ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri düşünmeye…” dizelerini duyduğumuzda da Gülten AKIN’ı…
“Ya “İç Nefes” şiiri, size kimi anımsatır?” desem…

Bilenler bilir, bilmeyenleri bilemem…

Ortak sevdası şiir olan, şiirle yatan, şiirle kalkan, şiiri hayatına yansıtan, şiiri an be an yaşayan-yaşatan dostlarımın Haydar ERGÜLEN dediğini duyar gibiyim…

O zaman buyurun sabah sabah, Haydar ERGÜLEN’in “İç Nefes”ine:

“O bir çay istemişti, trenin içinde.
Biz tren yolcusuyduk, çölün içinde.
Ben yalnız kalmıştım, senin içinde.
Oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

Aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin…

O bir dile sığınmıştı, sözü içinde.
Yolu yoluma çıkmıştı, çölü içinde.
Ben eski kalmıştım, senin içinde.
Oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni!

Düşü geçtik, kendine bakabilirsin…

O bir bende kırılmıştı, hayli içimde.
Issız otağ kurulmuştu, canım içinde.
Oysa kaç bahçe yerine açmıştım seni!

Kimi geçtik, kimseye sorabilirsin…”

Şiir ya ortak sevdamız can dost! Bu satırları okuyan, kocaman şiir yürekli güzel insan. An be an yaşadığımız, şiir! Bu kadar kötüyken her şey ve kötüler, kötülüklerini yapma konusunda bu kadar mâhirken; bu garip zamanda, hayatın anlamını şiirde bulabilirsin…