Bugün 13 Nisan…

“Bugün 13 Nisan…”

Böyle başlamış yazısına Ataol BEHRAMOĞLU…

Günüdür, bugün 13 Nisan ya dostlar; kendi ifadeleriyle dinlemeye devam edelim ustayı:

“Nüfusa 20 Mayıs’ta kaydedilmişim. Doğum günümün 13 Nisan olduğunu; babam saatli maarif takviminin 13 Nisan 1942 tarihli sayfasına, “Bugün çocuk doğdu” diye yazmış…

Sonra demek ki adım konulunca; “Çocuk” kelimesini çizerek, üstüne “Ataol” yazmış. O takvim yaprağı da duruyor bende…”

80. yaşına basmasına birkaç yıl kala kaleme aldığı bu yazısında özellikle vurguluyor, 80. doğum gününü, bugünü…

Ataol BEHRAMOĞLU, 80 yaşında…

Biz yine dönelim dostlar Ataol BEHRAMOĞLU’nun yazısına:

“80. yaşımı tamamlamama daha birkaç yıl var. Demek ki henüz gencim. 80 tamamlanınca da ister istemez orta yaşlı olacağım…

Ardından da yaşlılık gelecek. Şaka etmiyorum, çok ciddiyim. Rakamları umursamam için neden yok. Enerjim rakamların üzerinde seyrediyor. Sağlığım da öyle. Ufak tefek arızalar her yaşta olur…

Eğer yine her yaşta olabilecek kalp, kanser gibi bir kazaya ya da ne bileyim ölümcül bir trafik kazasına uğramazsam, orta yaşlara -yani seksenlere- zahmetsiz ulaşacağımı sanıyorum. Sonrası ise, gün ola harman ola…

Arkadaşlarım, yakınlarım, dostlarım; kendimi daha az yormam gerektiğini söylüyorlar ki, haklılar. Bu bir başka konu. Gereksiz yorgunluktan aslında her yaşta kaçınmak gerek. Çok mutluyum diyemesem de, mutsuz hiç değilim. İçimde kimi kez dalga dalga yükselen duygu, mutluluğa çok daha yakın. Hele sevgili ülkemiz; bu yalan, kötülük, çirkinlik, bayağılık sarmalından kurtulsun, her şey çok daha güzel olacak…

Bunun olabilmesi içinse; eğer kötülükle savaşta, gerektiğinde canımızı da vermek gerekiyorsa, feda olsun. Hem de seve seve, gözümüzü kırpmaksızın…”

Böyle anlatıyor kısaca bugünlerini Ataol BEHRAMOĞLU…

Bugün Ataol BEHRAMOĞLU doğdu dostlar. Doğdu da; 80 yaşına geldi ya, gençlikten orta yaşlara adım attı kendi ifadesiyle. Ataol BEHRAMOĞLU ki hâlâ; Şiir yazıyor, hâlâ ülkesi için kaygılanıyor…

***

Yüksek Ziraat Mühendisi Haydar Bey’den oldu, İsmet Hanım’dan doğdu Ataol. Çatalca’da; 80 yıl önce bugün, 13 Nisan 1942’de doğduğunda babası Haydar Bey askerdeydi. Babası Haydar Bey, Azarbeycan kökenli bir aileden geliyordu. Soyadları da GÜRUS’tu…

Aile, soyadını daha sonra BEHRAMOĞLU olarak değiştirdi. Şair, ilk şiirlerinde Ataol GÜRUS adını kullanmıştır…

İlkokul 3. sınıfa kadar Кars’ta öğrenim gördü Ataol. Sonrasında lise tahsilini bitirene kadar da; babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı’da…

İlk şiirleri “Ataol GÜRUS” adıyla; Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı…

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanarak, BEHRAMOĞLU’nun Ankara yılları başladı…

1962’de üyesi olduğu Türkiye İşςi Partisi’nin örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında; Yaρraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini bir araya getiren ilk şiir kitabı “Bir Ermeni General”, 1965’te Ankara’da Toplum Yayınevi’nce basıldı…

Okulundan 1966 yılında mezun oldu…

Gençlik dönemi şiirlerinde; Orhan Veli, Attilâ İLHAN ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir. Gerçek şiir kimliği; 1965-1971 arasında, Paρirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları’nda çıkan şiirleriyle oluştu…

Halkın Dostları’nı İsmet ÖZEL’le birlikte çıkarıyorlardı. Dergi 12 Mart askeri muhtırasının ardından kaρatıldı. Ataol BEHRAMOĞLU’nun bu dönemde yazdığı şiirlerinde; toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer alır…

***

1970 yılında siyasi nedenlerle yurt dışına çıktı. 1972’ye kadar Londra ve Paris’te yaşadı. Paris’te bulunduğu sürede Louis ARAGON ve Pablo NERUDA ile tanıştı…

ARAGON’un yönetimindeki “Les Lettres Françaises”de; Abidin DİNO çevirisiyle, “Bir Gün Mutlaka” dan bir bölüm yayımlandı…

1971’de Paris’te, Théatre de Liberté’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk oyun “Légendes à Avénir / Geleceğe Masallar” iςin bölümler yazdı…

Sovyet Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak 1972’de gittiği Moskova’da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi’nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı…

1974’te af yasasından yararlanarak ülkeye dönerek; Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, Dramaturg olarak çalışmaya başladı…

1979’da Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Sekreteri oldu…

Aynı yıl; Rus aslıllı Ludmila DENISENKO ile evliliğinden, kızı Barış dünyaya geldi. 1980 darbesi sonrasında, Dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı…

1981’de; “İyi Bir Yurttaş Aranıyor” başlığı altında topladığı şiirler, Türkiye’de ‘Siyasal Kabare’ türünün ilk örneklerindendir. Aynı yıl Yunanistan’da şiirlerinden seçmeler, “Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum” adıyla yayımlandı…

1982’de Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı. 10 ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü’nü kazandı…

1983’te, bu sefer 8 yıl hapse mahkûm edildi. Bunun üzerine 1984’te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa’ya gitti. Bir süre sonra, pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurt dışına çıkardı…

Hayatının 1989 yılında kadar süren bu döneminde; Paris Sorbonne Üniversitesi’nde Rus Edebiyatı ve Karşılaştırmalı Edebiyat konularında, lisansüstü bir çalışma yaptı…

Hakkındaki davaların beraatla sonuçlanması üzerine, Haziran 1989’da ülkesine döndü. Türkiye’ye dönüşünden sonra; Pendik Belediyesi’nde Kültür Danışmanlığı, ardından da Simavi Yayınları’nda editörlük yaptı…

1995’te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçildi. Bu görevi, 1999’a kadar iki dönem sürdürdü…

2002’de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği ‘Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü’nü aldı…

2008 yılında şiirlerinden seçmelerin yer aldığı kitabı Amerika Birleşik Devletlerinde yayımlandı. Aynı yıl kendisine; Rusya Federasyonu’nca, ‘Uluslararası Puşkin Nişanı verildi…

1992’de İstanbul Üniversitesi’nde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı Öğretim üyeliğini; 2003’te aynı üniversitede Doçent, 2009’da Beykent Üniversitesi’nde Profesör olarak sürdürdü…

Hâlen İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosunda akademisyenlik ve Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktadır…

***

İyi ki doğdun Ataol BEHRAMOĞLU; nice mutlu, birlikte, şiirli ve dediğin gibi aynı;

“Dostları özlemle kucaklamayı unutma!
Çocuk sevmeyi, çiçek koklamayı unutma!
En zorlu anındayken bile kavganın,
Gökyüzüne bakmayı unutma…”

Huzurlu, direnişle dolu, gerekirse kavgalı, umutlu yıllara. Sağlıkla, saygıyla…