Cami ile Başbakanlık arası tam 1 kilometre.

T24 yazarı Mehmet Y.Yılmaz Cımhurbaşkanı Erdoğan’nın Dolmabahçe Saray’ın da verilen iftarda yaptığı konuşmanın analizini köşesine taşıdı.

CAMİDE İÇKİ İÇİLDİ Mİ?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine Dolmabahçe Sarayı’nda bir iftar daveti verdi.

Davetli kuruluşlar ne kadar “sivil”, bunu bilmiyorum.

Bizde de tıpkı ABD ve Avrupa’da olduğu gibi “sivil” görünümlü böyle çok sayıda kuruluş var.

“Doğan görünümlü Şahin” gibiler, sivil görünüyorlar ama kamu kaynaklarıyla finanse ediliyor, kamu kaynaklarını kullanıyorlar.

Bunu geçelim.

Erdoğan, bu iftarda şöyle bir söz söylemiş:

“Bunların hayatı bu, akşam yalan, sabah yalan.”

“Bunlar” dediği, Gezi protestolarına katılan vatandaşlar.

Ve “iftarda” yaptığı bu konuşmada, bu cümleden önce şöyle bir cümle daha kurmuş:

“Dolmabahçe Camisi, o camide bira kutularıyla caminin içinde o oturan müptezeller, camiden buradaki makamımıza kadar kanallar açmak suretiyle, geldiler, ondan sonra gezicilerle beraber Taksim Meydanı’na yürüdüler.”

Hatırlarsınız, “camide bira içtiler, seviştiler” yalanı, Gezi protestoları sırasında, halk arasında düşmanlık yaratmak amacıyla ortaya atılmıştı.

Üstleri çıplak adamların, türbanlı kadını tartaklayıp, üzerine işemeleri yalanı gibi!

Fetullahçı amirlerin yönlendirdiği polislerin aşırı şiddet kullanması sonucunda camiye sığınmak zorunda kalan göstericileri şeytanlaştırmak için uydurulmuştu.

Oysa caminin imamı böyle bir şey olmadığını söylüyordu.

İmam Fuat Yıldırım, “ben camide içki içen görmedim, din adamıyım yalan söyleyemem” demiş, bunun bedelini de sürgüne gönderilerek ödemişti.

Erdoğan, “iftarda”, bugüne kadar bilmediğimiz bir başka gerçeği daha açıklıyor gibi görünüyor:

“Camiden buradaki makamımıza kadar kanallar açmak suretiyle, geldiler, ondan sonra gezicilerle beraber Taksim Meydanı’na yürüdüler.”

“Buradaki makamımız” dediği, Beşiktaş’taki o zaman Başbakanlık Çalışma Ofisi olan bina.

Cami ile Başbakanlık arası tam 1 kilometre.

Normal yürüyüş temposuyla 11 – 12 dakika sürer. Hızlı yürürseniz 9 dakikaya kadar da iner. Koşarsanız 5 dakika.

Ve Erdoğan’a göre protestocular bu yolu “kanallar açmak suretiyle” kat etmişler.

O günlerde bu kanalları gören oldu mu? Olmadı.

Fotoğrafları var mı? Yok.

MOBESE kameraları “kanal açıcıları” kaydetmiş mi? Hayır, kaydetmemiş.

Böyle bir şey olsaydı zaten Gezi davasının iddianamesinin kanıtlarından biri olarak dosya eklerinde yer almalıydı.

Erdoğan, o günlerde kendisine aktarılan bu bilgilerin yalan olduğunu hâlâ öğrenememiş demek ki.

Bunların kara propaganda için üretilmiş yalanlar olduğunu bilseydi hem de oruç ağızla, iftar yemeğinde böyle konuşmazdı diye aklımdan geçirdim.

Zaten “bunların işi gücü yalan” dediği bir konuşmada hiç söylemezdi.

Hem Erdoğan da Hz. Muhammed‘in, Ebu Hureyre‘ye şöyle dediğini mutlaka biliyordur, buraya aktarayım, bilgilerimizi tazeleyelim. Tekrarda fayda var belli ki:

“Nice oruç tutanlar var ki oruçlarından payları açlık ve susuzluktur.  Ve yine nice ayakta duranlar / namaz kılanlar var ki, namazından elde ettiği şey yorgunluktur.”