Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz;Türkiye bu davayı gözden çıkararak çok büyük bir ahlaki sorumluluktan vazgeçmiş oldu”

Fotoğraf;DW Türkçe

İstanbul’da katledilen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, kendisi ile konuşan DW Türkçeden Banu Güven’e, “Türkiye bu davayı gözden çıkararak çok büyük bir ahlaki sorumluluktan vazgeçmiş oldu” dedi.

Banu Güven dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesinin ertesi gününde, Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz ile mesajlaştık. Benim bir gazeteci olarak dile getirdiğim isyan duygularına Hatice Hanım şu cevabı verdi:

“Banu Hanım, siz ne hissettiyseniz ben daha ağırını hissettim. Gazeteci olması dışında, bir de sevdiğiniz olması, meseleye daha derin duygusal bir anlam katıyor. Bir kez daha içim yandı. ‘Olan Cemal’e oldu’ dedim. İçimde büyük bir kızgınlık hissettim.”değerlendirmesinde bulundu.

Banu Güven’in Hatice Cengiz ile konuşmasının ayrıntıları şöyle.

“Bin Selman’ın yargılanması talebimiz iki kez reddedildi”

Davanın bu şekilde akamete uğraması Hatice Cengiz’i şaşırtmamıştı. Bunu daha önceki konuşmamızda da hissettirmiş ama süreç devam ettiği için endişesini dillendirmek istememişti. Hatice Hanım dava dosyasının kapatılmasının ardından süreci şöyle özetledi:

“Türkiye’deki hukuki süreçle ilgili uzun zamandır olumsuz sinyaller vardı. Cinayet için onayı Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın verdiğini söyleyen CIA raporunun delil kabul edilmesini, Veliaht Prens’in de dosyaya suçlu ya da azmettirici olarak eklenmesini istedik. Ama bu talebimiz maalesef iki kez reddedildi. Oradan anladığım, bu meselenin zamanla dosyaynın kapatılmasına gidileceği yönündeydi. Sayın İbrahim Kalın da bir süre önce, ‘Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Suudi Arabistan’da yapılan yargılamanın sonucuna saygı duyuyoruz’ diye bir açıklama yaptı. Bu açıklama da süreci anlamak için önemli ipuçları veriyordu. Sonuçta, mahkemede verilen kararla dava Suudi Arabistan’a gönderildi. Oradan bir şey çıkmayacağını hepimiz biliyoruz.”

Hatice Cengiz: Türkiye ahlaki sorumluluktan vazgeçti

Hatice Cengiz de, Kaşıkçı davasıyla ilgili tutum değişikliğini, çoğunluk gibi Türkiye’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaptığı bir tercih olarak yorumluyor ve ahlaki yönden eleştiriyor:

“Türkiye, böylesine önemli bir duruş gösterdiği davayı, içinde bulunduğu ekonomik çıkmazda gözden çıkararak çok büyük bir ahlaki sorumluluktan vazgeçmiş oldu. Devletin görevi, gerçeği ortaya çıkarmaktır. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz biz. Suudi Arabistan gibi bir aile tarafından yönetilmiyoruz. Hukukun üstünlüğü her şeyin üstünde olmalı ve kalmalıydı.”

Hatice Cengiz’in ümidi ilahi adalet

Peki Hatice Cengiz’in bundan sonra adaletin sağlanabileceğine dair bir ümidi var mı?

“ABD de açılmış bir tazminat davamız var. Oradaki davadan olumlu gelişmeler almayı umut ediyorum. Tüm bunların dışında bir de ilahi adalete inanıyorum. Elbet adalet bir gün tecelli edecek.”

Veliaht Prens hakkında insanlık suçu başvurusu

Hatice Cengiz’in, belki de henüz bir ilerleme kaydedilmediği için dile getirmediği bir adım da, Almanya’da Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü RSF tarafından atılmıştı. RSF, CIA raporunun ortaya çıkmasının hemen ardından, 1 Mart 2021’de Karlsruhe’deki Almanya Federal Başsavcılığı’na, Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ve dört üst düzey yönetici hakkında, insanlığa karşı suç işledikleri iddiasıyla başvuruda bulunmuştu. Bu suç duyurusunun bir davaya dönüşüp dönüşmeyeceği henüz meçhul.

İstikamet ticaret

“Oradan buraya nasıl gelindi” ya da “Nereden nereye” gibi sorular Türkiye’de iktidar politikaları söz konusu olduğunda çoktan anlamını yitirdi. Erdoğan, daha önce, “Bunun failinin kim olduğu bana göre belli. Biz ses kayıtlarından şunu da öğrendik, gelenlerin içinde şu andaki Veliaht Prens’in en yakınında olanlar bu işin aktif rol üstlenicisi. Aldığı talimatı yerine getirenler orada. Fail ortada.” diye konuşmuş, Suudi Arabistan cinayete dair ses kayıtlarını talep ettiğinde de, “Kusura bakmayın, o kadar değil. Dinletiriz, gösteririz, ama vermeyiz. Verelim de, ondan sonra bunları yok mu edeceksiniz?” demişti.

Aradan birkaç yıl geçti, Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın, Suudi Arabistan yargısına güven duyduklarını söyledi. Aynı Erdoğan Şubat ortasında Birleşik Arap Emirlikleri’nden dönüşünde, “Biz Suudi Arabistan’la da olumlu diyaloğumuzu sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde somut adımlarla ilerleme arzusundayız. Suudi Arabistan ile bu süreci olumlu istikamette geliştirelim istiyoruz” gibi, istikameti ticaret olan bazı açıklamalar yaptı. Son olarak Erdoğan’ın bayram namazı için Mekke’ye davet edildiği yazıldı.

The Wall Street Journal gazetesinde Ocak 2022’de yayınlanan bir makalede, Veliaht Prens’in Türk mallarına boykotu kaldırmak için, Erdoğan’a Kaşıkçı’nın ölümünü gündeme getirmemesi, medyanın da bu konuyu haberleştirmemesi talebinde bulunduğunu iddia edilmişti. İddia doğruysa Türkiye tercihini adaletten değil, ticaretten yana yapmış oldu.