DAİMİ ‘MADUN’LAR, KÜRTLER ve ALEVİLER

  DAİMİ ‘MADUN’LAR, KÜRTLER ve ALEVİLER

Madun kavramı ilk defa İtalyan Marksist Antonio Gramsci tarafından kullanılmıştı. Hapishanede iken yazdığı eserlerinde sınıf kavramını yazması yasaklandığı için, bunun yerine ‘madun ’sözcüğünü kullanmayı tercih etmişti.

Yine Hardt ve Negri Empire (İmparatorluk) adlı çalışmalarında, yoksul kategorisini ‘madun’ kavramı bağlamında değerlendirmektedirler. Bu tanımlamada madun kavramı,dışlanan,güç ve hegemonya tarafından alt statüde yer alan gruplar olarak tanımlanmaktadır.

Hintli tarih yazarı Ranajit Guha da ‘madun’ kavramını toplumsal yapılanmanın hiyerarşik sıralamasında alt ve aşağıda tanımlanan her türlü sınıf,kimlik ve cinsiyeti içeren kapsayıcı bir bağlamda kullanmaktadır.(Yetişkin 2013 s,2)

Bu bağlamda ‘madun’kavramının  siyasi tarihimizde ki anlamının önemli olduğunu belirtmek isterim.

Osmanlı’dan sonra verilen kurtuluş mücadelesinde Anadolu’da ki dayanışmanın ana gövdeleri olan Kürtler ve Aleviler, cumhuriyetin, ilk yıllarında sonra, sınırları Türkçü, İslamcı/Sünni  sosyoloji  üzerinden kurulan ulusal yapının içinde eritilmeye başlandı.

Yüzyıllık siyasal rejimin bitmek bilmeyen, temel probleminin eritilmeye çalışılan ve yukarıda tanımladığımız bu iki ‘madun’kitlenin Türkçü-İslamcı  siyasal rejimden  izole edilmesinden kaynaklandığının, gerçeğinin kabul edilmemesidir.

Elbette konu daha uzun ve inceleme gerektirecek boyuttadır ancak,burada kısa tutmaya çalıştığım sorunu günümüz açısından irdelemek ve mevcut siyasi dinamikler ekseninde ortaya koymaktır.

Yukarıda üzerinde durduğum siyasal rejimin tarihsel, homojen iktidar paradigmasının dış özneleri olan Kürtler ve Aleviler üzerinde kurgulanmak istenen oyunu görmek gerekmektedir.

Parlamenter sistemin sorunlu bir seçimle terk edilmesinden sonra Erdoğan’ın siyasi bekası için tasarlanan yapı,burada değindiğim Kürtler ve Alevilerin yeniden ‘madun’duruma getirmeyi zorunlu hale getirmektedir. Tarih yeniden tekerrür etmektedir.

Erdoğanizm olarak tanımlanan yeni siyasal sisteme geçişin ilk sınavı bilindiği gibi yaratılan siyasi bunalım içinde 7 Haziran 2015 tarihinde yapıldı ve Erdoğan çoğunluğu kaybetti, ve önceden de sözünü ettiğimiz Kürtlerin ve Alevilerin demokratik temsilliyetten izole edilmesinin yolunu açan ‘madun’ siyasal tecriti yeniden sahneye konuldu.

Erdoğan’a oy vermeyen Kürtler’i cezalandırmak için HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın hiçbir mahkeme kararı olmadan cezaevinde tutulması ve bütün HDP’lı belediyelere kayyum atanması ile bu siyasal strateji özel olarak uygulanmaya konuldu.

Yine Erdoğan’na oy vermeyen Aleviler de kurulmak istenen tek yönetimli Saray rejiminin gözetiminde.

Alevilerin tarihsel olarak siyasal rejimden izole edilmesi, dini ve kültürel ayrışmanın bizzat AKP’nin en önemli ideolojik aygıtı haline gelen Diyanet tarafından uygulanması  bu ‘madun ’siyasetin en yeni sürümü sayılabilir. Sayıları yüzbinlerle ifade edilen camilerin bütün masraflarını karşılayan devlet, cem evlerine yüklü miktarda elektrik faturaları gönderdi.

HDP’nin, AKP’nin karşısında ittifak kurmaya çalışan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun büyük çabasıyla bir araya gelen altı siyasi partinin dışında tutulması da irdelemeye çalıştığım tarihsel ‘resmi madun siyasetin ’tezahürüdür.

 

 

 

 

 

 

Kazım Aldoğan