Dünya İklim Grevi: “Kâr eden insanlık değil”

Haber Kaynağı;Sendika.org

Tüm dünyada Öğrenci Gençlik inisiyatifiyle kurulan Fridays For Future (Gelecek İçin Cumalar) adı altında organize edilen bu grevlerin bu seferki ana parolası, “People Not Profit-Kâr Eden İnsanlık Değil” olarak belirlendi ve katılımcı tüm ülkeler bu parola altında eylemlerini paylaştı.

Bir ülkenin, Ukrayna’nın yerle bir edildiği, milyonlarca insanın evsiz-yurtsuz bırakıldığı, Ortadoğu’nun kanayan bir yara olmaya devam ettiği, tüm insanlığın gözü önünde yüzlerce insanın idam edildiği, zindanlarda katledildiği, ‘İnsan Hakları’ kavramının artık hiçbir utanç belirtisi gösterilmeden Dolar’la anıldığı bir dünya tarihi kesitinde gerçekleşen bu yılki Dünya İklim Grevi’ne yaklaşık 80 ülke ve 800’ü aşkın şehir katılım sağladı.

Tüm dünyada Öğrenci Gençlik inisiyatifiyle kurulan Fridays For Future (Gelecek İçin Cumalar) adı altında organize edilen bu grevlerin bu seferki ana parolası, “People Not Profit-Kâr Eden İnsanlık Değil” olarak belirlendi ve katılımcı tüm ülkeler bu parola altında eylemlerini paylaştı.

Dünya İklim Grevi’ne Almanya, İsviçre, İsveç, Fransa, Hollanda, Yunanistan, Danimarka, İrlanda, İngiltere, Rusya, Sırbistan, Avusturalya, Çin, Brezilya, Filipinler, Kanada, Japonya, Hindistan, Kuzey Kore, Tayland, ABD, Meksika, Doğu Timor, Pakistan, Bangladeş, Uganda, Zambia, Endonezya’nın yanısıra, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin bazıları esas olarak Öğrenci Gençlik’in organize ettiği eylemlerle katılım sağlarken, Antartika’dan Sibirya’ya birçok kara parçasından ise bu greve sembolik fakat canlı eylemlerle destek verildi.

FFF Almanya Organize Kurulu’nun yaptığı açıklamaya göre: Almanya çapında 300 şehir ve 220 bin kişi greve katılım sağladı.

Dünya İklim Grevi, Neumayer Kutup Araştırma İstasyonu’ndan selamlandı

İklim Grevi’ne ilk selamlama, sabahın erken saatlerinde Antartika’da bulunan Neumayer Kutup Araştırma İstasyonu’ndan geldi. Almanya’ya bağlı faaliyet yürüten bu istasyonda, ÇED’in (Çevresel Etki Değerlendirmeleri) merkezi istatistikleri oluşturulurken, büyük projeler için yasaların öngördüğü biçimde ÇED raporları da oluşturuluyor. Bu istasyonda görev yapan Araştırma Görevlileri, oluşan istatistiklere uygun ÇED raporlarına dünya çapında uyulmadığını belirterek greve katılım sağladı.

Almanya çapında ise Elektirik İstasyonları’na bağlı çalışan elektirik mühendisleri ve teknikerler de merkezi olarak greve katıldılar.

Ardından Filipinler ve Bangladeş’in selamlamalarıyla grev startı verildi.

Kapitalizm bir doğa kanunu değildir!

Almanya’daki grevlere katılan FFF de dahil olmak üzere antikapitalist, antifaşist tüm kurumlar, “Kapitalizm bir doğa kanunu değildir” şiarı altında birleşti. 27 Mart tarihinde merkezi olarak Ukrayna işgalini protesto edecek olan bu kurumların grev sırasında gerçekleştirdikleri konuşmaların içeriği şöyleydi:

“Fosil yakıt yeşil değil kan kırmızıdır!

Bu yakıtları ele geçirmek üzere dünya pervasızca kana boyanır. İnsanların renkleri ayrıştırılır, ırkçılık itinayla muhafaza edilir.

Ukrayna yerlebir edildi! Ukrayna’da, Suriye’de, Afganistan’da, yani savaşlarda yakınlarını kaybedip göç yollarına düşen genç aktivistler bize mesajlar ilettiler. İnsan hayatının bu denli ucuzlamasına karşı birşeyler yapmamız gerektiğini tekrar hatırlattılar. Onları yalnız bırakmayacağız. Ve sadece Ukraynalılar’a değil, Afganistanlılar’a da, Kürtler’e de, politik takibattan dolayı ülkelerini terk etmek zorunda kalanlara da kapıların açık olması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Yoksul ülkeleri tarumar edenler belli. Yoksul ülkeleri ihracat-ithalat kotalarıyla aç bırakan, borçlandıranlar belli. Irkçılık tarihe karıştı diyenler ve ağır-pervasız saldırılarla tarumar ettikleri ülkeler arasında dahi ten rengi ayrımı yapıp, ince nüanslarla kamuoyunu manipüle eden ülkeler belli.

İşte biz de bu ülkelerden birinde ve Avrupa’nın tam ortasında yaşarken, kapitalizmin krizlerini bizim sırtımıza yükleyemezsiniz demeye devam edeceğiz.

Yeryüzünde yaşanan tüm adaletsizliklerin kaynağı-kendisi kapitalizmdir. Kapitalizm bir doğa kanunu değildir! Doğayı ve onun bir parçası olan canlıların hayatlarını korumak adına, bu sisteme karşıyız ve ona karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Kâr eden insanlık değil

FFF aktivistlerinin “Neden greve gidiyorsunuz?” yönlü sorulara genel olarak hazırlayıp kamuoyuna sunduğu merkezi yanıtı ise şöyleydi:

“Hazırlanan son Dünya İklim Raporu, küresel ısınmayı mümkün olduğunca yavaşlatmak için acilen harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu durum, dayanışmaya dayalı tutarlı uluslararası önlemler gerektirir. Paris İklim Anlaşması 197 ülke tarafından imzalanmış olmasına rağmen, bu ülkeler alınması gereken önlemleri takip etmiyor. Aksine, bu önlemleri takip etmek bir yana, dünyanın hemen her yerinde, büyük şirketlerin kârlarına insan hayatlarından daha fazla öncelik veriliyor. İklim adaleti için dünya çapında hep birlikte mücadele etmek üzere “People Not Profit-Kâr Eden İnsanlık Değil” sloganı altında birleşiyoruz.

Almanya, Paris İklim Anlaşması’nı imzalayarak, küresel ısınmayı maksimum 1,5°C ile sınırlamayı ve üzerine düşeni yapmayı taahhüt etti. Bu taahhüt henüz yerine getirilmedi.

Şimdi yaşadığımız bir fosil krizi var. Putin’in Ukrayna’daki işgal savaşı, fosil yakıtlardan bağımsız olmamız gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Enerji sektöründe, ulaşımda, ekonomide ve genel olarak siyasette sosyal olarak adil bir değişime ihtiyacımız var.

İklim krizi sadece ulusal sınırlarla sınırlı kalmadığı için, bu krize karşı ancak uluslararası düzeyde mücadele edilebilir. Özellikle Almanya gibi zengin sanayi ülkeleri üzerlerine düşeni yapma sorumluluğuna sahiptir. Çünkü iklim krizinin sonuçlarının bedelini, bu krize en az katkıda bulunan ülke insanları yaşamakta ve mevcut adaletsizliklerden en çok onlar zarar görmekte. Bu durumu, MAPA (most affected people and areas -en çok etkilenen kişi ve bölgeler) ve ayrımcılıktan etkilenen insanlar olarak tanımlıyoruz.

Ne yazık ki aynı anda birçok kriz yaşanıyor. Dayanışma göstermemiz, birbirimize destek olmamız ve krizlere karşı birlikte mücadele etmemiz çok önemli. İklim adaleti ve barış için birlikte mücadele etmemiz gerekiyor.”

Ella’ya özgürlük!

Almanya’nın Hessen Eyaleti’nde bulunan Dannenröder Ormanı işgalinde gözaltına alınan ve hemen tutuklanan İklim Aktivisti Ella, bir yılı aşkın bir süredir Frankfurt şehrinde tutuklu. “Polise mukavemet ve polisi yaralamak” gerekçeleriyle yaklaşık 3 yıllık bir hapis cezasına çarptırılan Ella’nın, böyle bir suçu işlemediği delillerle kanıtlandı.

23 Mart tarihinde Gießen şehrinde gerçekleşen karara itiraz duruşmasında Ella, bu kez de “kendini polis şiddetinin kurbanı olarak göstermekle” suçlanarak serbest bırakılmadı. 23 Mart’ta gerçekleşen bu duruşmaya, FFF aktivistleri eyalet çapında merkezi bir katılım sağladı. Bu duruşmada Ella’nın ellerindeki kelepçeler dahi açılmadı.

Eyaletin merkezi Mülteci Kampı’nın bulunduğu bu şehirde, Şehir Bölge Konseyi Binası’nın önünde konuşmalar yapıldığı sırada, tam da bu binanın karşısında bulunan, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sırasında hayatlarını kaybedenleri sembolize eden anıtın üzerine: “Ella’ya Özgürlük” plaketi asıldı. Ve anıta da hüküm giydirildi!

Hamburg’dan Köln’e, Frankfurt’tan Berlin’e tüm şehirlerde de “Ella’ya Özgürlük! Tüm Politik Tutsaklara Özgürlük” talebi haykırıldı.

Çiftçiler de greve katıldı

Almanya’da geleneksel olarak sürdürülen ‘Traktör Eylemleri’ne, İklim Grevleri’yle birlikte devam ediliyor.

Çiftçiler, bazı şehirlerde yürüyüş noktalarından biri olarak belirlenen Şehir Bölge Konseyi Binaları’nın önünde; “İklim değişiklikleri, ürün elde etmede devlet desteğinin azalması, tarım ürünlerinin ağırlıklı olarak ithal edilmesi, yerel üretimlerin pazar payı bulamaması, enflasyon” içerikli konuşmalar gerçekleştirdiler. Tarımın ve üreticilerin yok olmakla yüz yüze bırakıldığını belirttiler.

Ve traktörlerinin üzerine şu şiltleri yapıştırdılar: Beton yiyemeyeceğimizi ancak son kelebek yakalandığında, son inşaat alanı açıldığında ve son çayır mühürlendiğinde anlayacaksınız.