Engin Özkoç’tan Soylu’ya: ‘Gereğini yapmazsan şerefsizsin’

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun altı liderin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmasını bir büyükelçiye onaylattıkları yönündeki iddiaları için, “Elinde ne kadar bilgi ve belge varsa ortaya çıkart. Türkiye İçişleri Bakanlığı, hiç bu kadar itibarsız ve çapsız bir kişi tarafından yönetilmedi. Sen buna devam edebilirsin ama bizim Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’nın bu kadar içinin boşaltılması, bu kadar itibarsız hale getirilmesi, bu kadar saygınlığının kaybolmasına gönlümüz razı olmuyor” dedi.

Engin Özkoç, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Özkoç, şöyle konuştu:

‘MEVZU DOLAR OLUNCA EN VAHŞİ CİNAYETLER BİLE ÖRTBAS EDİLEBİLİYOR’

Yıl 2018. Gün 2 Ekim. Suudi Arabistan vatandaşı Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için İstanbul Başkonsolosluğu’na başvuruyor. Nişanlısı Hatice Cengiz, kapıda bekliyor. Kaşıkçı, Suudi Arabistan’dan özel jetle gelen, aralarında adli tıp uzmanlarının da bulunduğu bir ekip tarafından burada katlediliyor. Türkiye’de ve bir konsoloslukta. Hatice Cengiz, ‘Konsolosluktan çıkmazsam ara’ dediği Yasin Aktay’ı arıyor. Hala AKP’nin genel başkan başdanışmanı olan Aktay’ın ifadesine göre; kendisi, ‘Hemen istihbaratı, emniyeti ve Cumhurbaşkanı ofisini bilgilendirdim’ diyor. Kaşıkçı’yı konsolosluk içinde katleden ekip, aynı gün elini kolunu sallayarak aynı jetle Türkiye’den ayrılıyor. Aradan dört yıl geçiyor. Kaşıkçı’nın cesedi bile bulunamadı. Katliamın dava dosyası bugün Suudi Arabistan’a devredildi. Duruşmada savcı, dosyanın, Erdoğan’ın ‘eyy’ diye yükseldiği, hesap sorduğu Suudi Arabistan’a devredilmesini istedi. Artık önümüzdeki günlerde Erdoğan’dan bir Suudi Arabistan ziyareti bekliyoruz. Erdoğan, prens tarafından herhalde kırmızı hali ile karşılanacaktır. Mevzu dolar olunca en vahşi cinayetler bile örtbas edilebiliyor. Ülkemiz topraklarında elini kolunu sallayarak insan katletmek görmezden gelinebiliyor. Erdoğan, Suudi Arabistan’ın çelişkili açıklamalarına karşı o zaman ‘İnsanları enayi ve ahmak mı zannediyorsunuz’ diye seslenmişti. Şimdi kendisine soruyoruz. Kim kimi enayi ve ahmak erine koyuyor? İkinci sorum Çavuşoğlu’na. Daha Kaşıkçı kararının mürekkebi soğumadan ‘Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleşme adımları’ diye açıklama yapıyor. Normalleşme adımları bir katliamı örtbas etmek midir?

‘600 MİLLETVEKİLİ MİLLETİN DERDİYLE DEĞİL AKP VE MHP’NİN DERDİYLE UĞRAŞIYOR’

Türkiye’de 45 milyon vatandaşımız yoksulluk içinde, dolar 15 liraya dayandı, ekim yapılamıyor, ev fiyatları ve kiralar katlandı, doğal gaz, elektrik sıkıntısı ve kesintileri nedeniyle sanayi kuruluşları üretime ara vermek zorunda kaldı. Doğal afetlere Türkiye hazır değil. Merkez Bankası’nda altın, döviz, TL yok; ancak milyar liralık borç var. Esnaf dayanacak gücü kendisinde bulamıyor, dükkan kapatıyor. Gıda ürünleri sayıyla satılıyor. Sadece bugün TÜRKŞEKER şekere yüzde 31, Türk Telekom internete yüzde 67 zam yaptı. Elektriğe de bu gece yüzde 20 zam geleceği söyleniyor. İnsanlar, endişe içinde zamları bekliyorlar. TBMM, tam da böyle zamanda neyle uğraşıyor. AKP ve MHP’nin teklifiyle bir haftadır Seçim Yasası’nın değiştirilmesine uğraşıyoruz. 600 milletvekili, milletin derdiyle değil AKP ve MHP’nin derdiyle uğraşıyor.

‘MHP’YE O BARAJ DA YETMEYECEK’

Yüzde 10 barajı, AKP’yi desteklediği için yüzde 7’nin altına düşen MHP adına yüzde 7 olarak belirleniyor. Biz eminiz ki MHP’ye o baraj da yetmeyecek. MHP hem AKP yandaşlığının hem barajın altında kalacaktır. Türkiye’de seçim kurullarını 60 yıldan beri en kıdemli hakimler yönetiyor. Liyakat dediğimiz budur. Şimdi binlerce birinci sınıf hâkim kuraya sokulacak. AKP, ‘İnşallah bu kuralarda onlar çıkacaktır ve AKP ve MHP adına seçim kurullarını yönetirken usulsüz kararlarla bizim menfaatimize dokunacak karar alacaktır’ diye düşünüyor olmalı. Yıllar önce grup oluşturma şartına dayanarak seçime girmişti. Şimdi grup kurma şartını da kaldırıyor. İşte AKP ve MHP’nin derdi. Onlar sadece koltuklarına yapışmış, ‘biz bu koltuklarda nasıl kalırız’ diye düşünüyorlar.

‘BİZ SANA GÜVENMİYORUZ’

Şimdi gelelim en önemli konulardan bir tanesine. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim yasaklarından etkilenmiyor. Soruyoruz, 50 tane bahane uyduruyorlar. Samimi iseniz bir cümle ekleyeceksiniz. ‘Bize güvenin’ diyorlar. Peki biz size nasıl güvenelim? Sarayda milletin parasıyla AKP eski milletvekilli ve il başkanlarını anlı şanlı ağırladınız mı? Evet. Yemek verdiniz mi? Evet. Millet dışarıda açlıktan kırılıyor. Millet ucuz et, yağ, şeker kuyruğunda ama siz parti yöneticilerinize ve milletvekillerinize sarayda yemek veriyorsunuz. Yasaklı mı? Değil. Güvenelim mi? Nasıl güvenelim. AKP’li gençler, sarayın uçağı ile Özbekistan’a götürüyor. Parayı millet veriyor. Protokolde Bilal Erdoğan ilk sırada oturuyor. Tasarruf Genelgesi çıkartıyorsun, ‘cumhurbaşkanı istisnası’ koyuyorsun. Millet kemerleri sıkacak ama Cumhurbaşkanı milletin parasını istediği gibi harcayabilecek. Kim için? Kendi yandaşları için. Biz, sana güvenmiyoruz. Biz, milletimizin sağ duyusuna güveniyoruz.

‘ELİNDE NE KADAR BİLGİ VE BELGE VARSA ORTAYA ÇIKART’

Soylu, yeni güzellemeler yapıyor. Anlatıyor, dizi-film gibi maşallah. Adam, kendi yaptığı açıklamalardan dolayı kendisine söylenen sözlerden hiç rahatsız olmuyor. Çünkü o, bir amaç doğrultusunda hareket ediyor. Ortalığı karıştırmak istiyor. Zamlardan bahsedilmesin istiyor. Yaşanan kaostan bahsedilmesin istiyor. ‘Ben çıkayım, bana ne söylenirse söylensin, nasıl olsa yüzüm kızarmıyor, bir şey söylerim, arkası gelir gelmez, önemli değil’. ‘10 bin doları söyle Soylu, kim o?’ Çıt yok. Kim olduğunu söylemiyor. Kara para aklayıcılarını kaçırıyor; ‘Söyle soylu, neden yaptın?’ Çıt yok. Her şeyi söylüyoruz. Soylu, suratı kızarmadan başka bir şey söylüyor. Biz de buradan diyoruz ki elinde ne kadar bilgi ve belge varsa ortaya çıkart. Türkiye İçişleri Bakanlığı, hiç bu kadar itibarsız ve çapsız bir kişi tarafından yönetilmedi. Sen buna devam edebilirsin ama bizim Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’nın bu kadar içinin boşaltılması, bu kadar itibarsız hale getirilmesi, bu kadar saygınlığının kaybolmasına gönlümüz razı olmuyor.”