MERAL AKŞENER;Bay Kriz’e göre Şirinler Köyü’nde yaşıyoruz

İYİ PARTİ Genel Başkanı Meral Akşener, 16 Mart Çarşamba günü TBMM grup toplantısında; Ak Parti iktidarının elinde can çekişen ekonomiden bahsederken rekabetçi kur modelinin geldiği noktayı; ‘’Beştepe Sokağında Kâbus’’ olarak değerlendirdi.

Hafızaları tazelemek adına; ‘’Milletimize kurtuluş reçetesi olarak pazarlanan bu sözüm ona modele geçişin üzerinden 6 ay geçti. Faizler düştü mü? Düşmedi. Bir tek Merkez Bankası faizleri düştü, diğer tüm faizler göklere çıktı. Faiz lobileri bayram etti. Peki Türk lirası değersiz hâle gelince ihracatımız arttı mı? Doğrudur arttı. Ama ithalatımız daha da fazla arttığı için bu hiçbir işe yaramadı. Üstelik daha az miktarda malı, daha fazla para ödeyerek ithal ettik. Peki cari fazla verip enflasyonu düşürdük mü? Bırakın cari fazlayı son 4 yılın en yüksek cari açığını verdik. Peki enflasyon düştü mü? Maalesef o da hayır. Hatta Ak Parti’nin iktidarı devraldığı zamankinden daha yüksek bir enflasyonla karşı karşıyayız. Üretici fiyat enflasyonu %100’ün üzerinde. Tüketici enflasyonu da %50’nin üzerinde. Üstelik TÜİK’e göre. Peki ekonomik büyümeye ne oldu? Yavaşlama sinyalleri veriyor. Yani hem cari açık yükseldi hem enflasyon arttı hem de büyüme yavaşladı. Maşallah üçü bir arada.’’ diye konuştu.

Meral Akşener, Erdoğan’ın; “Bizim Ayçiçek yağı, zeytin yağı gibi sorunlarımız yok.’’ sözleri üzerine; ‘’Şaşırdık mı? Şaşırmadık. Çünkü kendisine göre ülkemizde zaten evine ekmek götüremeyen de yok. Akaryakıt kuyruğu da yok. Ekmek kuyruğu da yok. İşsizlik de yok. Yoksulluk da yok. Yolsuzluk da yok. Hatta Türkiye’de hiçbir sorun yok. Milletçe Şirinler Köyü’nde yaşıyoruz. Bu arkadaşımıza göre bizler nankörlük ediyoruz. Milletçe toplanmışız, kafamızdan sorun uyduruyoruz. Hiç sorunumuz olmamasına rağmen sırf üşendiğimizden evimize ekmek götürmek istemiyoruz. Her şey güllük gülistanlık olmasına rağmen biz tembeliz, milletçe iş beğenmiyoruz. Aslında herkes çok mutlu. Ama sırf onu gıcık etmek için milletçe mutsuzmuş gibi yapıyoruz. İşte sayın Erdoğan’ın fantastik dünyasında her şey bu sistemle işliyor.’’ dedi.

Akşener, Türk Telekom’a yapılan vurgunun Cumhuriyet tarihimizdeki en büyük vurgun olduğunu belirtirken; ‘’90’lı yılların ortasında 25-30 milyar dolar arasında değer biçilen Türk Telekom’un %55’ini ailece muhabbet kurdukları Lübnan’lı Hariri’ye; ‘’Özelleştirme yapıyoruz, yabancı sermaye giriyor.’ tezahüratları eşliğinde 6 buçuk milyar dolara sattılar. Hariri gözlerinin önünde Türk bankalarından kredi kullandı. Gıklarını çıkarmadılar. Sözleşme gereği söz verdiği hiçbir yatırımı yapmadı. Dönüp tek bir laf etmediler. Türk Telekom’un kârını cebine indirdi. ‘Sen ne yapıyorsun?’ demediler. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygununa bilerek ve isteyerek göz yumdular. En sonunda Hariri cebine indirdiği kâr dışında her şeyi bırakıp gidince de hisseler kredi aldığı bankalara devroldu. Peki soygun burada bitti mi? Hayır bitmedi. Sözleşme 2026’da sona ereceği için hisseler 2026 yılında zaten ücretsiz olarak devlete geçecekti. Onlar ne yaptı? 2026’yı beklemediler. Varlık Fonu’na 1 milyar 650 milyon dolara tabiri caizse çaktılar. Yani milletin kesesinden 24 buçuk milyar lirayı daha zarar hanesine yazdılar.’’ diye konuştu.

Meral Akşener; ev ekonomisinin temel direği olan, iktidar tarafından çantadaki keklik görülen ev kadınlarının yaşadığı problemlere dair görüşlerini paylaştı. Sultanbeyli’de yaptığı bir ev ziyaretini anlatan Genel Başkanımız, karşılaştığı bir kadının en büyük hayalinin ev kirasını ödeyebilmek olduğunu söyledi.

Akşener; 14 Mart Tıp Bayramı’nın, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin hikâyesini anlatırken Hikmet Boran’ın mücadelesinden bahsetti.

Akşener sayın Erdoğan’ın 2003 yılında söylediği; ‘’Doktorlara iğne miğne olmuyorum.’’ Sözlerini hatırlatarak; ‘’Bu ne demekti hiç düşündünüz mü? Bu tıp mezunu bir doktorla sağlık okullarından mezun olmuş ama birbiriyle çalışmak durumunda olan, birbiriyle mütemmim cüz gibi olmak durumunda olan, birbirine güvenmek durumunda olan doktorla hemşirenin arasına fitne koymak ve ikisini birbirinin karşısına dikmektir. Hemşireyi gariban safında tarifleyip doktorları da asortikler tarafında tarifleyip o günlerde size karşı bir bakış açısı oluşturmuştu, oluşturmaya çalışmıştı. Bu iki meseleyi doğru görmezsek maaşlar üzerinden başlatılan bu konunun doktorların az maaş, çok maaş alma meselesi olarak görürsek gerçekten bu arkadaşa hizmet etmiş oluruz. Bu arkadaşın kutuplaştırma, düşmanlaştırma bakış açısına, diline hizmet etmiş oluruz.’’ diye konuştu.

Meral Akşener, sayın Erdoğan’ın doktorlarımıza; ‘’Giderlerse gitsinler.’’ demesinden sonra; ‘’Rabbim onlardan razı olsun. Eksikliklerini göstermesin.” demesi üzerine; ‘’Sayın Erdoğan’ın duygu dünyasındaki dalgalanmalara inanın ne biz ne de kendi partilileri artık ayak uyduramıyoruz. Milletçe âdeta Doktor Jekyll ile Bay Hyde’ın hikâyesini yaşıyoruz. Gündüz başka, gece başka. Sayın Erdoğan ve Bay Kriz, birlikte ülke yönetmeye çalışıyorlar. Bay Kriz öfkeleniyor, ertesi gün sayın Erdoğan geri vites yapıyor. Bay Kriz kovuyor, ertesi hafta sayın Erdoğan hayır dua okuyor. Bay Kriz kırıp döküyor, sayın Erdoğan günü kurtarmaya çalışıyor. Memleketi kim yönetiyor belli değil. Tüm bu şizofrenik türbülansın içinde ise olan bize, milletimize oluyor.’’ dedi.