Mithat Sancar: Yarının Türkiyesi HDP ile kurulabilir

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar VOA Türkçe’den gazeteci Yıldız Yazıcığoğlu’na verdiği röportajda gündemi değerlendirdi.

Sancar’ın değerlendirmeleri şöyle;

Türkiye’de Kürt siyasi hareketi temsilcisi kimliğiyle ön planda olan HDP’nin, TBMM’de üçüncü, muhalefetteki ikinci büyük parti konumundayken, olası iktidar değişimi konusunda nasıl tutum alacağı merak konusu.

Ana muhalefet partisi CHP öncülüğünde, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu “Millet İttifakı” birlikteliğine Gelecek Partisi ile DEVA Partisi’nin de katıldığı ‘’altılı masa’’nın dışında kalan HDP’nin, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhur İttifakı ortağı MHP karşısında gelecek seçimlerdeki rolü önemli.

“Demokrasi İttifakı” olarak anılan altı partiye katılmayacağını ilan eden HDP, siyasi partilerin yanısıra sivil toplum örgütleriyle birlikte ayrı ittifak çalışması yürütse de, altılı masaya da ortak çalışma gerektiği mesajını veriyor.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, VOA Türkçe muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu’nun sorularını yanıtladı.

VOA Türkçe, HDP’nin mesajındaki detaylar, altılı masayla ilişkisi, TBMM gündemindeki seçim mevzuatı değişikliklerine bakışı, Türkiye’de iktidar değişimi ve altı parti imzalı mutabakat metnine dönüştürülmüş olan sistem değişikliği ile ilgili merak edilenleri, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’a sordu.

Türkiye’de mevcut sistemde iktidar değişimi olabilmesi için “birinci turda seçimi kazanacak ortak Cumhurbaşkanı adayı” gerektiğini vurgulayan Sancar, HDP’nin diğer muhalefet partileriyle ortak Cumhurbaşkanı adayını destekleyebileceğini ancak bunun arka kapıdan değil kamuoyu önünde müzakereler aracılığıyla yapılması gerektiğini söyledi.

Sancar, muhalefet cephesinde altı lider imzalı son açıklamada “seçim güvenliği için çalışma yapılacağı” yönündeki beyan için “gecikmiş bir adım” eleştirisini getirdi. Sancat, bununla birlikte diğer partilere seçim/sandık güvenliği konusunda HDP’yle çalışılması gerektiği mesajı da verdi.

“HDP’ye yaklaşım ‘Yarının Türkiyesi’ için inandırıcılık testi” mesajı

Siyasetçi kimliğinin ötesinde anayasa hukuku ile siyaset bilimi alanlarında uzmanlığı ve akademik çalışmalarıyla tanınmış olan Prof. Dr. Mithat Sancar, altı liderin 12 Şubat’taki ilk buluşmasından itibaren verilen “Yarının Türkiyesi” hedefine nasıl ulaşılabileceği konusunda HDP’nin “anahtar parti” rolüne işaret etti.

Partisindeki gelecek kongre sürecinde yeniden HDP Eş Genel Başkanı koltuğunda olup olmayacağı sorusuna “parti karar verecek” yanıtını vermeyi tercih eden Sancar, eski parti yöneticisi Ayhan Bilgen’in kuruluş hazırlığındaki yeni parti içinse HDP’ye alternatif olamayacağı görüşünün altını çizdi.

VOA Türkçe: Muhalefet cephesinde altı parti liderince yapılan son açıklamayı nasıl yorumluyorsunuz?

“Bizim altı parti arasındaki bu ortak çalışmaya dair herhangi bir itirazımız, çekincemiz yok. Kendi aralarında belirledikleri hedefler doğrultusunda birbirleriyle müzakere etmeleri, ittifak kurmaları, bizim demokratik siyasette olması gerektiğini düşündüğümüz bir durumdur. Bu açıdan çalışma konularını, anlaşma noktalarını ve bunun bir ittifaka dönüşüp dönüşmemesi meselesini yine kendileri belirleyecektir. Bizim tavrımız baştan beri açıktır. Seçim stratejimizi bir yıldır anlatıyoruz ve 27 Eylül 2021’de açıkladığımız tutum belgemiz ile de bunu yeniden kamuoyuna duyurduk. Biz parlamento seçimlerine kendi ittifakımızla gireceğiz. Mevcut ittifaklardan herhangi birine katılma düşüncemiz ve böyle bir tercihimiz olmadığını da açıkça söylüyoruz. Ama Türkiye’deki sistem, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile parlamento seçimini birbirinden ayırmayı gerektiriyor. Biz Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak bütün muhalefete ortak aday konusunda müzakereye açık olduğumuzu ilan ettik. Altı partinin kendi aralarındaki görüşmeleri belli bir aşamaya vardığında, bizimle hangi süreçte diyaloğa girip girmeyecekleri kendi tercihleri olacaktır. Biz Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday fikrine açık olduğumuzu velakin bunun için kamuoyuna açık, doğrudan bir müzakere yürütülmesi talebimizi belirtiyoruz.”

“Seçim güvenliğini vurgulamaları gecikmiş bir adım”

VOA Türkçe: Altı parti açıklamasındaki seçim güvenliğine dair çalışma yürütülmesi kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Muhalefet partilerine ve demokrasi güçlerine seçim güvenliğini çok önemli bir mesele olarak gördüğümüzü hep söyledik, hala söylüyoruz. Geçtiğimiz yıl Şubat ayında dört siyasi partiye yaptığımız ziyaretlerde, ortak çalışma gereken konulara ilişkin yazılı önerilerimizin başında seçim güvenliği geliyordu. Seçim güvenliğinin çok ciddi bir mesele olduğunun ve bu konuda tek tek partilerin çalışmalarının yeterli olmayacağının altını çizdik. Özelikle son beş yıldaki seçimlerde yaşadığımız tecrübeler ışığında görüyoruz ki iktidar, seçim güvenliğini zedeleyecek manipülasyonları devreye sokacak bir yaklaşım içinde olacaktır. Biz bütün partilerle ve bu alanda faaliyet gösteren demokrasi güçleriyle ortak hareket etmenin gerekli olduğunu ifade ediyoruz. Belki de en kolay uzlaşılması gereken konu budur. Seçim güvenliğini zaman kaybetmeden konuşmaya ve tedbirleri ortak bir şekilde almaya ihtiyaç var. Bu hususun, altı partinin gerçekleştirdiği toplantı sersisinin ikincisinde vurgulanmış olmasını gecikmiş bir adım olarak görüyoruz. Çünkü görünen o ki bu konunun aciliyetinin farkına, yeni seçim kanunu teklifi gündeme geldiğinde varıldı. Oysa biz bir yıldan fazla bir süre önce, mevcut seçim kanunu teklifi henüz gündemde yokken bunu dile getirmiştik. İktidarın, seçimi kaybetmemek için her türlü manevrayı yapacağından şüphe duymuyoruz. O nedenle bütün muhalefet partilerinin ve demokrasi güçlerinin, seçim güvenliği çalışmalarını ortaklaşa yürütmesi gerekiyor.”

“Aday belirlenmeden ilkeler ve geçiş süreci bizimle müzakere edilmeli”

VOA Türkçe: Muhalefetteki diğer altı parti, cumhurbaşkanı adayını kesinleştirdikten sonra bu ismi desteklemenizi isterse nasıl tutum alırsınız?

“Aday belirlenmeden önce belli konularda bizimle müzakere yürütülmesini talep ediyoruz. Çünkü belirlenecek aday, tespit edilecek ilke ve süreçlerle çok yakından bağlantılıdır. Hangi ilkeleri ve geçiş için nasıl bir süreci ön gördüğünüzü konuşmadan adayı belirlememiz zaten doğru değil. Dolayısıyla ortak adayın kim olacağı belirlenmeden önce de bizimle ilkeler ve süreçler konusunda bir müzakere yürütülmesini talep ediyoruz. Bunun yöntemini diğer muhalefet partileri belirleyecektir; biz onlara yöntem dayatmıyoruz, şart koşmuyoruz. Partiler arası arka kapı diplomasisi olağan bir yöntemdir. Ama bizim talebimiz, zaman da iyice daralmışken, bizimle açık ve doğrudan müzakere edilmesidir. Kamuoyu bu müzakerelere şahit olmalı, görüşmelerin sonuçlarını bilmelidir. Bu çerçevenin ruhuna uygun bir yöntemi de belirlemelerini bekliyoruz. Bize seçenekleri sunarlar, bu seçenekleri tartışırız.”

VOA Türkçe: Aksi olursa tepki gösterir misiniz?

“Siyasette müzakere ve diyaloğu zorlaştıracak ön şartları, tek taraflı olarak konuşmayı doğru bulmuyorum. Müzakereyle ilgili seçenekler bize sunulduğunda biz de kurullarımızda değerlendiririz.”

“Ortak aday, birinci turda kazanmak için önemli”

VOA Türkçe: Cumhurbaşkanlığı seçiminde mevcut iktidara karşı ilk turda kazanacak bir ortak aday belirlemek gerektiği görüşünde diğer muhalefet partileriyle hemfikir olmanızda soru işareti var mı?

“Esasen biz bunu çok uzun süredir söylüyoruz. Ama diğer muhalefet partileri son seçim kanunu değişikliği teklifi gelinceye kadar bunun bilincine varamamış gibi hareket ettiler. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinin ayrı dinamikleri var. Ortak aday, birinci turda kazanmak için önemlidir. Birinci turda kazanabilecek bir ortak aday belirlemek için de ilkeler ve süreçler üzerinde bir mutabakat sağlanmalıdır. Bu, işin siyasal yanıdır. Bu işin bir de sayısal yanı var, iki açıdan: Birincisi, Cumhurbaşkanı’nın ilk turda seçilmesini sağlayacak sayısal çoğunluğu temin etmek. İkincisi, seçimi kazanılırsa, nasıl bir geçiş süreci ve yeni düzen kurulacağıyla ilgili değişikliklerin gerektirdiği sayısal çoğunluğu temin etmek; yani Meclis’teki aritmetik. Biz her ikisinde de sorunları çözecek anahtar parti konumunda olduğumuzun farkındayız. Bunun sadece biz değil, herkes farkında. Biz bu rolü, demokrasiye ve barışa gidecek yolu açan yapıcı bir tutumla değerlendirmekten yanayız. ‘Bizim sayısal gücümüz ortadadır; herkes bize mecburdur’ tarzında kibirli bir tutumumuz yok. Bizim tek derdimiz, Türkiye’de güçlü demokrasinin yolunu açacak, barışın inşa edilmesini sağlayacak bir rolü üstlenmek. Dolayısıyla hem sayısal gücümüz hem de siyasal programımız itibariyle anahtar konumundayız. Anahtardan kastımız da şudur: Kilitlenmiş meselelerde, mesela Kürt sorununun demokratik çözümünde, Türkiye’de demokrasi sorununun bütünsel olarak rayına oturtulmasında ve toplumsal barışın sağlanmasında bizim önerilerimizin ve birikimimizin çok belirleyici bir rol oynayacağı gerçeği. Çünkü aksi takdirde, Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde sadece iki blok karşı karşıya kalırsa birbirlerinden birkaç nokta dışında çok da farklı olmadıkları bir tablo ortaya çıkacaktır. Oysa bizim ‘yeni başlangıç’ diye bir iddiamız ve hedefimiz var. Altı parti başkanınca yapılan ilk toplantı sonrasındaki açıklamada da yeni bir başlangıç vurgusu yer alıyordu. Bizim siyasal yaklaşımımız, birikimimiz ve katkı potansiyelimiz dikkate alınmadan yeni başlangıç iddiasının inandırıcı olması bize göre mümkün değil. Sayısal kısmını zaten dile getirmiştim.”

“HDP’ye yaklaşımları altı parti için inandırıcılık testi”

VOA Türkçe: Altı parti açıklamasındaki ‘Yarının Türkiyesi’ ifadesiyle ‘HDP’siz olmaz’ mı diyorsunuz?

“Evet, ancak HDP ile birlikte kurulabilir. Yarının Türkiyesi’nden kastımız bugüne kadar ve şu an yaşadığımız bütün tıkanmaları aşacak; yani demokrasiye, hukuk devletine, toplumsal barışa, Kürt sorununun demokratik çözümüne giden yolu açmak ise bunu HDP olmadan yapma iddiası inandırıcı da ikna edici de değil. Bu açıdan altı muhalefet partisiyle ilgili ‘HDP’ye yaklaşım’ da aslında ciddi bir inandırıcılık testidir. Mevcut iktidar bloğu tarafından çizilen çerçeve, onun belirlediği oyun sahası içinde kalarak HDP’ye yaklaşılırsa iki blok arasındaki farkın ne olduğunu, seçmenimize, tabanımıza ve ‘Newroz’da milyonlarla iradesini ortaya koyan kitlelere anlatmak hiç kolay bir iş olmayacaktır.”

“İktidar kendiliğinden gidecekmiş havasına kapılmak tehlikeli”

VOA Türkçe: Seçim mevzuatı ardından iktidarca yeni hamleler olacağı iddiasıyla birlikte gelecek seçimlerde siz iktidar değişimi olacağını düşünüyor musunuz?

“Önümüzdeki seçimlerde bu iktidarın kaybetmesini sağlamak için güçlü alternatiflerle halkın karşısına çıkmak lazım. Anketlerdeki oy düşüşlerine, sadece ekonomideki gelişmelere ve konjonktürel dalgalanmalara bakılarak, bu iktidar kendiliğinden gidecekmiş gibi bir havaya kapılmak son derece tehlikelidir. Şu nedenle tehlikelidir: Yirmi yıldır başta olan bir gücün iktidarı bırakmamak için her türlü yöntemi kullanacağını tahmin etmek için herhalde siyaset bilimci olmaya gerek yok. O halde beklemek değil mücadele etmek gerekiyor. Muğlak önerilerle sonuç alınacağı algısı, ciddi bir yanılsamadır. İktidara, karşısına gerçek alternatiflerle çıktığınız zaman kaybettirebilirsiniz. Üstelik bu yapılırsa açık farkla kaybettirmenin de son derece kuvvetli bir ihtimal olduğunu düşünüyorum. Tüm muhalefetin, gerçekten bu iktidarın zihniyetinden ve politikalarından farklı bir program uygulayacağını ortaya koyması gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de parlamento seçiminde de bu basireti ve cesareti gösterecek bir tutumun sergilenmesi lazım. Hem güçlü, inandırıcı bir değişim programı hem de özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde irade ortaklığının yaratılması, çok kritik önem taşıyor. Zaten kaybediyor ve kaybedecek diye bekleyerek sonuç alınamaz. Yani gerçek bir demokrasi mücadelesine, gerçek bir demokrasi programına ve gerçek bir demokratik işbirliğine ihtiyaç var.”

“Esas almamız gereken ihtimal HDP’nin kapatılabileceği”

VOA Türkçe: Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davasıyla ilgili beklentiniz nedir ve HDP kapatılırsa ne olacak?

“Bu davanın Anayasa Mahkemesi salonunda karara bağlanacağına herhalde aklı başında, biraz demokrasi ve hukuk nosyonu olan kimse ihtimal vermez. İktidar bloğu, parti kapatma davasının sonucunu belirleyecek müdahaleleri yapma gücüne sahiptir ve yargı üzerindeki bu gücünü de birçok örnekte olduğu gibi kullanıyor. Burada Anayasa Mahkemesi üyelerini şahıs olarak tenzih ediyorum; ben Anayasa Mahkemesi’nde vicdanlı üyeler olduğuna, hukuk ve vicdan çerçevesinde karar vermek istediklerine inanıyorum. Ama Türkiye’nin gerçekliği de ortada. Yargıyı her alanda kontrol etmek için tüm yolları kullanan bir iktidar yapısıyla karşı karşıya iken bizim esas almamız gereken ihtimal, HDP’nin kapatılabileceği ihtimalidir. Yani biz kapatılacağımız ihtimaline göre çalışmalarımızı yürütüyoruz. Kapatmaya karşı hukuksal ve siyasal mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Fakat kapatılma durumunda siyasal ve sayısal gücümüzü de etkili bir şekilde hayata geçirecek seçenekli yol haritamız üzerinde -henüz dava açılmamışken- çalışmaya başladık ve dava açıldıktan kısa bir süre sonra da bu hazırlıklarımızı büyük ölçüde olgunlaştırdık.”

“Planımız var, Newroz’da milyonlar da iradesini ortaya koydu”

VOA Türkçe: HDP olarak davayla ilgili “B, C planlarımız hazır” yönünde açıklamalar yapıyorsunuz. Peki seçime katılma yeterliliğiyle grup oluşturmayı önemsizleştirecek ve teşkilatlarda iki kere kongre yapmış olma şartı getirecek gündemdeki düzenleme, hazırlığınızı sekteye uğratıyor mu?

“Hayır. Seçime katılma yeterliliği konusunda parlamentoda grup sahibi olma şartını kaldıracaklarından neredeyse emin olduğumuzu söyleyebilirim. Bunun gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakarak planlarımızı oluşturduk. Dolayısıyla partimizin kapatılması halinde ne olacağına dair çalışmalarımızda bunun bir tesiri yok. İttifaklarla ilgili düzenleme de bizim çalışmalarımızı etkilemiyor. Baraj konusunu konuşmaya bile gerek yok; ki bizim yüzde 10 gibi bir sorunumuz olmadığını herkes biliyor. İktidar bizi engellemek için her türlü yola başvurdu, başvuracak; fakat bizim siyasal birikimimiz ve kitlesel desteğimiz çok sağlam. Newroz bunu bir kez daha herkese gösterdi, gözlerini kısanların, hatta kapatanların bile görmezden gelemeyeceği kadar açık bir şekilde ortaya koydu. Milyonlar, “irademize sahip çıkıyoruz ve çıkacağız” mesajını herhangi bulanıklığa yer vermeyecek kadar açık ve sağlam bir şekilde ortaya koydu. 70 ayrı merkezde düzenlediğimiz Newroz buluşmalarının meydanları milyonlarla doldurması ve böylesi bir coşkuyla kutlanması bizi elbette rehavete sürüklemiyor, tam tersine sorumluluğumuzu daha da arttırıyor. Biz bu milyonlara layık olmak, onların iradesini en iyi şekilde temsil etmek için çok daha fazla yükümlülüğümüz var. Sonuç olarak bu seçim mevzuatı teklifinin geleceğe ilişkin planlarımızı etkilemediğini rahatlıkla söyleyebilirim.”

“Demokrasi ittifakıyla ortak mücadele iradesi yaratmayı hedefliyoruz”

VOA Türkçe: Sizdeki ittifak önce sekiz bileşenli olarak konuşuldu ama masa, bazıları siyasi parti olmayan örgütlemeler ile birlikte yedili kuruldu. Şimdi seçim bölgelerine özel milletvekili aday listeleri hazırlanması gerektiği ve bağımsız adaylar olabileceği gündemde. Siz ittifak konusunda nasıl bir yol izleyeceksiniz?

“Biz demokrasi ittifakı hedefi ile çalışmalar yürütüyoruz. Fakat artık seçim dönemi de yaklaştığı için ister erken ister zamanında olsun bu çalışmalara elbette seçim gündemi de dahil oluyor. Ama bizim yedili olarak yürüttüğümüz çalışma, ortak mücadele eksenine oturuyor. Öte yandan bizim demokrasi ittifakımız sadece sol, sosyalist partilerle sınırlı değil. 2019 yerel seçimlerinde Kürdi partilerle yaptığımız bir ittifak vardı. O ittifakı da genişletme çalışmalarımız sürüyor. Farklı toplum kesimleriyle temaslarımız, diyaloğumuz devam ediyor. Biz öncelikle bir mücadele ortaklığı zemini yaratmaya çalışıyoruz. Seçim ittifakı meselesini bu zemine oturtacağız. Şunu da ilave etmeliyim: Demokrasi ittifakı ve ortak mücadele denince akla sadece siyasi partiler gelmemeli. Biz demokrasi ittifakı zemininde de seçimlerle ilgili çalışmalarımızda da sadece siyasi partilerle hareket emiyoruz; ezilen, mağdur edilen, ötekileştirilen her türlü kesimle ortak mücadele iradesi yaratma hedefiyle çalışıyoruz. Ancak seçime dair yöntemleri konuşmak için henüz çok erken.”

VOA Türkçe: İttifak olarak ortak cumhurbaşkanı adayı için ilkeler veya parlamenter sistem konusunda siz de mutabakat hazırlayacak mısınız?

“Bizim 27 Eylül deklarasyonumuz, bütün muhataplara müzakere konusunda önerdiğimiz başlıkları içeriyor. Süreç ilerledikçe veya seçim tarihi yaklaştıkça, görüşmeler yürüttüğümüz bütün çevrelerle deklarasyonumuzu gelişmelere ve ihtiyaçlara göre somutlaştıracak ve detaylandıracak tartışmaları yapacağız.”

“Bizde eş başkanlık için kulis çalışması akla gelmez, benim hiç gelmez”

VOA Türkçe: HDP olarak yıl içerisinde kongreye gideceksiniz. Eş genel başkanlık koltuğunda sizi görmeye devam edecek miyiz?

“Kongre çalışmalarımız il, ilçe kongreleri düzeyinde devam ediyor. Büyük kongremizi ne zaman toplayacağımızı henüz belirlemiş değiliz. Şartları da gözeterek, parti meclisimizi toplayıp karar alacağız. Eş başkanlık bizde şahısların kendi tercihinin veya isteğinin ötesinde, aşağıdan yukarıya demokratik bir şekilde işleyen mekanizmalar aracılığıyla belirleniyor. Zira diğer partilerden çok farklı bir yapıya sahibiz. Mesela adaylar konusunda partideki bütün bileşenleri içerecek bir mutabakat komisyonu oluşturuluyor. Bu mutabakat komisyonu aday önerilerini ortaya koyuyor. O nedenle bizde adaylık için kulis çalışması vesaire akla gelmez. Benim hiç gelmez, gündemimde yeri yoktur. Esas olan, bu demokratik işleyiş ile partiyi ve Türkiye’yi, hedeflerimiz ve ilkelerimiz doğrultusunda ileriye taşıyacak en uygun kadroları belirlemektir. Bunu da kolektif sistem içerisinde yapıyoruz.

VOA Türkçe: Görev verilirse üstlenecek misiniz?

“Şimdi konuşmak için çok erken.”

VOA Türkçe: Partinizde yöneticilik yapmış Ayhan Bilgen’in parti kurmasıyla HDP’ye alternatif olacağı iddiasını siz nasıl görüyorsunuz?

“Türkiye’de hem tarihsel tecrübeler hem de güncel veriler, HDP’nin neyi temsil ettiğini ve nasıl bir güç olduğunu yeterince ortaya koyuyor. HDP’ye alternatif oluşturma çabaları ve iddiaları geçmişte de vardı. Fakat her türlü kuşatmaya, baskıya rağmen HDP büyüyerek yoluna devam ediyor. Bizim fikriyatımız çok güçlü bir fikriyat. Türkiye’de demokrasi, adalet ve barış konusunda gerçek alternatif biziz. Bu fikriyatı hayata geçirmek için yaptığımız çalışmalar yetersiz kalabilir, kimi konularda eksiklikler olabilir, yanlışlar yapılabilir. Eksiklerimizi, eleştirileri dikkate alarak düzeltmeye çalışan bir yaklaşıma sahibiz; özeleştiriyi de bir kompleks haline hiçbir zaman getirmiyoruz. Şayet bazı değerlendirmeler, eleştiri adı altında itham şekline bürünürse bunların dikkate alınması zorlaşır. Ama nihayetinde eleştiri kimden gelirse gelsin, değerlendiririz. Türkiye’de bu konuda gelişkin bir demokratik kültürün olmadığının farkındayım ama HDP’de bu kültürü yerleştirmek için ciddi çaba harcamış olduğumuzu söyleyebilirim. Bize alternatif olma konusu, ciddiyetle tartışılacak bir mesele değil. Biz onlara ‘yolunuz açık olsun’ deriz. Bizim içimizde bu tür gelişmelerden kaynaklı bir sorun yok; dışımızda bizi zorlayacak herhangi bir etki yaratması da, en son Newroz meydanlarındaki gür ses ile görüldüğü üzere, söz konusu değil.”

“Diğer partiler Öcalan’ın görüşme yapabilmesini talep etmeli”

VOA Türkçe: Abdullah Öcalan’ın bir mektup ile ortak cumhurbaşkanı adayına karşı çıkması ve/veya HDP’nin tutumuna yönelik belirleyici bir mesaj vermesi ihtimalini parti içinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Bunun spekülatif bir çerçevede gündeme getirilmesini ne kadar yanlış bulduğumuzu bir kez daha hatırlatmalıyım. Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununa demokratik çözüm ve barış konusundaki konumu ve rolü ortadadır, herkesçe de bilinmektedir. Özellikle 2013-2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecin bunun önemli bir örneği ve kanıtıdır. Ama bahsettiğiniz diğer konulardaki spekülasyonların herhangi bir dayanağı yoktur, büyük bir kısmı da manipülasyon amaçlıdır. Özelikle iktidar kanadı bunu yapıyor. Nitekim Erdoğan’ın sözleri (“Edirne’deki, en büyük hesabı İmralı’dakine verecek”) de bu çerçevedeydi. Yapılması gereken basittir; Abdullah Öcalan’ın ne diyeceğini gerçekten merak ediyorsanız ve öğrenmek istiyorsanız avukatlarıyla ve bağımsız heyetlerle görüşmesine izin vermelisiniz. Bu mevcut hukukun da gereğidir. İmralı’daki ağır tecride karşı tepkimiz ve tavrımız olduğunu biz HDP olarak açıkça dile getiriyoruz. Ama ben diğer muhalefet partilerinden de bu talebi dile getirmelerini bekliyorum. Bu konudaki manipülasyonlara, manevralara karşı diğer muhalefet partileri de ‘Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla ve bağımsız heyetlerle görüşmesine izin verin’ diyebilmeli. Bunu talep etmeleri önünde herhangi bir siyasal ve hukuksal engel görmüyorum.”

Boş manevralar

VOA: Erdoğan’ın, HDP’nin genel merkezi Ankara’da olmasına karşın Edirne Cezaevi’ndeki Selahattin Demirtaş’ı hedef almasını nasıl görüyorsunuz?

“Bunlar boş manevralar. Bu tür hamlelerin HDP içinde herhangi bir sorun yaratması mümkün değil. Tabanımızda da herhangi bir kafa karışıklığına yol açmaz. O nedenle bunlar nafile çabalardır. HDP’nin hangi mekanizmalar aracılığıyla nasıl yönetildiği herkes tarafından biliniyor. Selahattin Demirtaş arkadaşımız da bunu çeşitli vesilelerle söyledi. Kurullarımız her konuyu en geniş şekilde tartışıyor. Bizim şu an cezaevlerinde siyasi rehine olarak tutulan arkadaşlarımızla diyalogumuz devam ediyor, kritik konularda görüş alışverişimiz oluyor. Başta daha önce eş başkanlık yapmış olan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gülten Kışanak, Sebahat Tuncel gibi arkadaşlarımızın HDP’nin şu an sahip olduğu birikimin ortaya çıkmasında önemli katkıları var ve bu tecrübe bizim ortak varlığımızdır. O tecrübeden yararlanmak konusunda elimizden gelen çabayı harcıyoruz. HDP’de de görüş farklılıkları elbette olacaktır. Çünkü biz son derece çoğulcu bir partiyiz. Yürüttüğümüz tartışmalarda tabiatıyla ayrı görüşler ortaya çıkabiliyor. Ama sonuçta demokratik mekanizmaların işleyişiyle alınan kararlar, herkes tarafından kabul ediliyor ve uygulanıyor.”

“Türkiye partisi çizgisinde sapma yok, hassas dengeler var”

VOA Türkçe: HDP, 2015 seçimlerinde Selahattin Demirtaş çizgisiyle ‘Türkiye partisi’ iddiası ortaya koydu. Ama şimdi HDP’nin dar bölge ve etnik siyasete döndüğü iddiası var. Gelecek seçimlere hangi yaklaşım ile gireceksiniz?

“HDP, kendisini var eden kuruluş belgesinde “Türkiye partisi” olduğunu belirtmiştir. Programı da buna göre oluşturulmuştur. Bu çizgiden herhangi bir sapma yok. HDP’yi özgün ve önemli kılan da bu kadar farklı kesimi ve dinamiği biraraya getirerek, Türkiye’nin tümünü kucaklayan ve tüm sorunlara çözüm üretme iddiasında olan bir parti kimliği taşımasıdır. Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan demokrasi krizinin en temel nedeni Kürt sorunundaki çözümsüzlük politikalarıdır. Türkiye’de Kürt sorunun demokratik çözümü için gerçek alternatifi sunan tek parti olduğumuzu da çok rahat söyleyebilirim. Ama çalışmalarımızı yalnızca Kürt sorununun çözümü ile sınırlayan bir siyasi aktör değiliz. Türkiye’de en etkili kadın çalışmalarını yürüten Kadın Meclisimiz, krize acil öneriler sunan Emek ve Ekonomi Komisyonumuz, çevre sorunlarıyla ilgili Ekoloji Komisyonumuz, gençlik ve çocuklarla ilgili yürüttüğümüz çalışmalar, Türkiye’nin bütün sorunlarıyla ilgili çok yoğun bir faaliyet içerisinde olduğumuzun da kanıtıdır. Biz bu sorunların tümünün birbirleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu; çözüm yollarının da ancak bütünsel bir demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet ve barış programı ve yaklaşımıyla açılabileceğini söylüyoruz. Bizim bölgeye sıkıştığımıza dair iddiayı temellendirecek herhangi bir veri göremiyorum. HDP’de farklı dinamiklerden kaynaklanan karşılıklı bir demokratik basınç var. Mesela Türkiye partisi olma iddiamızda abartıya kaçtığımızı söyleyenler de var; aksini iddia eden de. Ama önemli olan bu hassas dengeyi doğru şekilde kurmak için sürekli duyarlı olmak ve samimi çaba harcamaktır. Bu denge kimi zaman biri lehine diğeri aleyhine bozulabiliyor; bu, işin doğasından kaynaklanıyor. Ama politikalarımızda, çizgimizde, söylemimizde ve hedeflerimizde bu açıdan hiçbir değişiklik yok. Kuruluş sürecindeki ruh ve hedefler aynı şekilde, daha da güçlü olarak varlığını koruyor.”