Murat Ağırel;Pazardaki domates neden 25-30 lira diye sormadığımız sürece, Canan Kaftancıoğlu kararını sorgulamamızın bir yararı yok.

Yeniçağ Gazetesi yazarı Murat Ağırel,bugünkü yazısında CHP İstanbul İl başkanı Canan Kaftancıoğlu üzerinden oluşturulmaya çalışılan ekonomi gündemi unutturma konusunu değerlendirdi.

Ağırel,”Önceden AKP’liler “yargıdaki vesayeti kaldırdık” diyerek ülkenin başına FETÖ belasını sarmışlardı”yazdı.

Ağırel’ın yazısı şöyle;

Mesele Canan Kaftancıoğlu meselesi değil.

Erdoğan’a siyasi yasak getirilen şiirden bu yana 30 yıldır bir adım ilerlemediğimiz ortaya çıktı.

Önceden AKP’liler “yargıdaki vesayeti kaldırdık” diyerek ülkenin başına FETÖ belasını sarmışlardı.

Şimdi de yargıda vesayeti kendileri kurarak mahkemelerden politik kararlara imza atıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nde mahkemeler “Türk Milleti adına” karar verir. Ancak şimdi ne yazık ki “AKP adına karar veren” yargı düzeni kuruldu.

FETÖ döneminde hukukun örgüt amaçları doğrultusunda nasıl kullanıldığını yaşadık gördük.

Mesele herkese eşit ve adil olması gereken hukukun siyasi bir aparat olarak kullanılması, yargının bağımsızlığı meselesidir.

Daha önce eleştiri yazıları yazmıştım kendisi hakkında. Görüşlerimiz düşüncelerimiz farklı. Ancak bugünkü durum görüş ve düşünce dışında bir durum.

Kaftancıoğlu “Silahlı terör örgütü propagandası yapmak, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, Cumhurbaşkanı’na hakaret, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılamak, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından yargılandı.

Yargıtay Ceza Dairesi tarafından da bu cezaların bir kısmı onaylandı. Bu karar ile birlikte Kaftancıoğlu’na “Siyasi Yasak” getirilmiş oldu.

Zira aldığı hapis cezası 1 yıldan fazla olduğu için milletvekili ya da belediye başkan adayı gösterilemeyecek. Karar neticesinde aldığı mahkûmiyet üç ayrı eylem, üç ayrı maddeden verildi. Davalarda bir yıl 6 ay, 20 ay, bir yıl 8 ay, bir yıl 9 ay mahkûmiyeti var.

Hukukçuların beyanlarına göre bizlerde olduğu gibi cezaevine girip çıkacak.

Karar sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tüm milletvekillerini CHP İstanbul İl Başkanlığı binasına çağırdı. Ben de  gazeteci meslektaşlarımın mahkemede görülen duruşmalarına destek vermek üzere Çağlayan Adliyesi’ndeydim.

Tüm gazeteciler ve haber kanalları gibi ben de İstanbul İl Başkanlığına geçtim.

Milletvekillerine durumu sordum. Kararı eleştirdiler ve hukuki değil siyasi olduğunu beyan ettiler. 13 Ocak 2018 tarihinde Canan Kaftancıoğlu İl Başkanı seçildi 15 Ocak 2018 tarihinde soruşturma başladı. 2019 İstanbul seçimleri kazanıldıktan hemen sonra da iddianame hazırlandı.

Bugün geldiğimiz durumda 2013 yılında sosyal medyadan paylaşılan tweet mesajları. Mesaj içeriklerinin cezai durumu olduğundan bahsetmiyorum. Yargının bağımsızlığı meselesini sorguluyoruz. Çünkü madem 9 yıl önce paylaşılan mesajlara ceza verilebiliyor ve hukuk herkese eşit ise o zaman hemen Kaftancıoğlu mesajları ile aynı içeriklere sahip birkaç tane mesaj aklımıza geliyor.

Hemen hatırlayalım…

“Sakarya Fırat TRT’de değil miydi? Ayrıca Cemaat bu ülkenin başına gelen en iyi şeylerden biridir, beni başkalarıyla karıştırmayın”

“Bu yazıyı okuyup da başı öne eğilmeyen yoktur sanırım: ‘Diyorlar ki ‘Devlete katil deme’ Olur. Seri Katil.”

“…Devlet JİTEM’e terör örgütü desin, Kürtlerden de PKK’ya terör örgütü demelerini bekleyebiliriz o zaman.”

“TSK gerçekten Peygamber Ocağı olsaydı arife günü kan döker miydi?”

“Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan çıkardık.”

“Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncemiz.”

“Bebek katili denilen Öcalan bize geleceği gösterdi.”

“PKK terör örgütü değildir. Öcalan’a terörist demek denize ‘göl’ demektir.”

O kadar çok ki bu tür mesajlar.

Sakine Cansız adlı teröristin öldürülmesinin ardından cenazesinin Diyarbakır’a getirilmesinden sonra gazetelerin manşetleri:

HEPİMİZ BARIŞIZ… Kürsüden barış sloganları haykırıldı, beyaz güvercinler uçuruldu. Diyarbakır’daki barışın gövde gösterisi tüm Türkiye’nin umudunu yansıttı.”

Gazetecisinden siyasetçisine eski tarihli mesajlar basit bir arama ile karşınıza çıkar.

Mahkemenin verdiği ceza neticesinde şayet hukuk herkese eşit ise ve adalet var ise yukarıda bazı örneklerini verdiğimiz mesajlarda suç kapsamında değerlendirilip, yargılanması ve ceza alması gerekmiyor mu?

Bugün birisi bu mesajlar nedeniyle dava açsa veyahut yarın olası bir iktidar değişiminde dava açılırsa Yargıtay kararı içtihat oluşturmuş olmayacak mı?

Gezi Davası kararları, Kaftancıoğlu kararı verildi. İlerleyen günlerde ise Ekrem İmamoğlu kararı ve HDP kapatma davası var.

Ekrem İmamoğlu’na da ceza kararı çıkar mı?

Kararı Marmaray’da, metroda, meydanlarda bulunan yurttaşlara sordum. Toplumda oluşan genel kanı AKP siyasi arenada yenemediği rakiplerini yargı eli ile cezalandırmaya çalışıyor.

Bu görüş çok ağırlıklı olarak insanlarda hâkim olmuş durumda.

Aslında her şey tek tek baktığınızda büyük bir resmin parçası…

konomideki bozulma, yargıdaki bozulmanın yansıması. Toplumsal bozulmayı, eğitim sistemindeki bozulmayı, bürokrasideki bozulmayı da bunlara ekleyip çoğaltabiliriz.

En başa geri dönelim.

Mesele Canan Kaftancıoğlu meselesi değil derken, tüm bunları ortaya koyarak görmek gerekir.

Pazardaki domates neden 25-30 lira diye sormadığımız sürece, Canan Kaftancıoğlu kararını sorgulamamızın bir yararı yok.

Yargısı, Meclisi, Hükümeti, Bürokrasisi olmayan bir kararname devletinin maalesef herhangi bir kuralı da olmuyor…

Yarın öbür gün Ekrem İmamoğlu’na da ceza verip içeri atmaya çalışırlarsa şaşırmam!