Prof. Dr. Cevdet Akçay: Şu anda Türkiye’de göreli fiyat kaosu var

Ekonomist Prof. Dr. Cevdet Akçay, Türkiye’de göreli fiyat kaosu yaşandığını belirterek “Fiyatların nispeten stabil olduğu dönemde buzdolabının TV’ye göre fiyatı, 1 haftalık tatilin arabaya göre fiyatı, bakabilirsiniz. Şimdi göreli fiyatlar her gün kayıyor. Enflasyonu aşağı çekmek için önce göreli fiyat kaosunun dinmesi lazım”

Akçay, 2001 krizinden sonraki enflasyon düşüşünün kimseyi yanıltmaması gerektiğini vurgulayarak “Onun aşağı inişi temizdi. Nedenini bulup, temizlemiştik. Mali dinamikleri düzeltmeyi başardık. Bunun çözümü çok daha zor. Burada kur ve TÜFE baskısı var” diye konuştu.

“Benim derdim enflasyonun yapışkan kalıcı rejim düzeyinin çok yukarlarda bir yerlerde inatçı hale gelmesi”  diyen Akçay “Enflasyon 70-80-90’lara vurdu, sonra aşağı geliyor belki 25’lere. Marko rejim düzeyi 30’a kitlenmiş. Türkiye’nin 4-5 sene için 30 enflasyonuna kitlendiğini düşünün, 30’u kırmakta başarısız olduğunu düşünün bu felaket bir şey… Benim derdim bu senenin sonunda merkezin beklediği 40’larda değil, önümüzdeki senelerde de değil. Benim derdim enflasyonun yapışkan kalıcı rejim düzeyinin çok yukarlarda bir yerlerde inatçı hale gelmesi. Bunu nasıl kıracaksınız?”  dedi.

Dünya gazetesinden Burcu Göksüzoğlu’na konuşan Akçay şunları söyledi:

“Sizce şu anda Türkiye ekonomisinde hangi problem daha öncelikli?

Enflasyon, uzak ara enflasyon. 10 tane gelişmekte olan piyasaların 2010 yılından bu yana FX indeksine baktığımızda 2016’nın sonbaharında kopmuş bir tane kur var. Yani 100’den başlayıp 1018’e gelmiş Türk Lirası, ondan sonra en kötü performans gösteren 100’den 372’ye gelen bugün savaşan Ukrayna. Yani bu resim, normal bir resim değil. Bu kur artışının mantıklı bir iktisadi sebebinin olduğu ikna konusunda başarı şansınız sıfır.

Herkes kendini enflasyona karşı korumaya çalıştığı gibi, fiyatlar daha da artacak beklentisiyle şimdiden alacağımı alayım diyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben 30 yıldır enflasyona takıntılı bir insanım, en çok onla ilgili çalıştım. Bu enflasyon dinamiği benim gördüğüm en kötü enflasyon dinamiği. Daha yüksek düzeyleri gördük enflasyonda ama dinamik anlamında bu kadar kötüsünü görmedik. Kimse 2001 krizinden sonraki enflasyonun aşağı inişiyle mukayese etmesin. Onun aşağı inişi temizdi. Nedenini bulup, temizlemiştik. Mali dinamikleri düzeltmeyi başardık. Bunun çözümü çok daha zor. Burada kur ve TÜFE baskısı var. Hadi onları hallettik çok acayip bir inertia var arkada. Benim derdim enflasyonun kaça çıkacağı değil, inmeye başladığında nerede takılacağı. Bu 60 olmayacak ama 30-35’e kitlenip kalması facia. Enflasyonun 100’e vurması sonra aşağı gelmesi facia değil. Şu anda Türkiye’de göreli fiyat kaosu var. Enflasyonun ötesinde göreli fiyat kaosu var. Önemli olan fiyatlar değil, göreli fiyatlardır. Bu ne demek, fiyatların nispeten stabil olduğu bir dönemde buzdolabının TV’ye göre olan fiyatı, 1 haftalık tatilin arabaya fiyatına olan göreli fiyatı, isteğiniz gibi bakabilirsiniz. Bu göreli fiyatlar her gün kayıyor, hepsi çok oynak. Enflasyonu aşağı çekebilmek için önce göreli fiyat kaosunun dinmesi lazım. Ondan sonra enflasyon aşağı çekilmeye başlanmalı. Bu panik ortamında göreli fiyatlar mecburen kaos içinde kalıyor. İnsanlar bu ortamda alım yapıyor, bu talebi canlı tutuyor. Bu da iyi bir şey değil. Mesela araba yatırım aracı oldu. Bundan dolayı bile bir şeyler yanlış demesi lazım ülkeyi yönetenlerin. Sebep araba aldığınızın ertesi günü değer kaybetmesi gereken bir şey. Yani galeriden aldınız, garajınıza girdi, ertesi gün aynı fiyata satamıyor olmanız lazım. Türkiye’de insanlar mevduat yerine araba almaya başladılar. Normal bir ortam değil bu. Göreli fiyatların kaos halinde olduğu bir ortam.

Cumhurbaşkanı ve ekonomi yönetimi enflasyon sorununun farkındayız, alım gücünü yükselteceğiz ve halkımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz diyorlar. Bu yeterli değil mi?

Şunu deseler, çok acımasızca bir şey söyleyeceğim. İnsanların alım gücünü iyice öldüreceğiz. Allah korusun ama iyice öldüreceğiz deseler hani bu enflasyona karşı argüman diye kullanılabilir ama insanların alım gücünü artırarak enflasyona karşı… Böyle bir şey mümkün değil yani oksimoron bu zaten. Eğer insanlar reel gelirleri azaldığı için eskisi kadar talep edemiyorlarsa bazı malları bunun bir miktar tabii ki enflasyon üstünde aşağı doğru baskısı olacak. Ama siz ben ezdirmeyeceğim insanları diyorsanız, aslında enflasyonu daha da sürdürülebilir hale getireceğim diyorsunuz.

“Ben ücretleri yukarı çıkartacağım argümanı doğru değil”

Söylediğim şey sakın öneri diye alınmasın ama Yapmayacağım hiçbir şey iyice alım gücü azalsın insanların, inlesinler böylece mal talep edemesinler ve talep kaynaklı enflasyon tarafı yok olsun’ derseniz. Çok acımasızca… Buna mantıken karşı çıkamam. Doğru bulmam o ayrı mesele, doğrusu ne peki bunun? Enflasyonu indirmeye çalış. Yani enflasyonu indiremiyor, ben ücretleri yukarı çıkartacağım argümanı doğru değil. Enflasyonu indirmeye çalışın ama indirmek için ne yapmak gerektiği konusunda artık uyanmak lazım.

“Derdim enflasyonun yapışkan hale gelmesi”

Enflasyonda ortalama yukarı geliyor, oynaklığı da artıyor ve ikisi de birbirini çift yönlü etkiliyor. Enerji gıda dışardayken baktığınız zaman da enflasyon felaket. Bir felaket haberi daha vereyim. ÜFE üzerinde ilk defa bu kadar acayip bir baskı var TÜFE’de. Yani TÜFE’yi ne açıklıyor? Kur ve ÜFE açıklıyor. 2016’nın sonuna geldiğimizde bu resim böyle değildi. 2016’nın sonundaki resimde TÜFE’yi TÜFE açıklıyordu. Peki ne oldu şimdi? Atalet yok mu oldu? Hayır, haber çok daha kötü. Atalet yok olmadı, atalet hala arabada ama arka koltuğa geçti. Sürücü koltuğunu kur ve ÜFE paylaşıyor. Kur problemini şöyle veya böyle hallettiniz. Kurda bir istikrar hakikaten geldi, ÜFE baskısı da kalktı. İkisinden de kurtulduk atalet… Yani kur ve ÜFE baskısı devre dışı kaldığı zaman biz hala buraya geleceğiz. Buradaki kötü haber şu buraya geldiğinizde atalette olan enflasyon düzeyi bu Türkiye’de 8’lerden 19’lara gelmişti. Katı enflasyon düzeyi. Benim korkum bu şu an 30’lara yakın bir yere geliyor. Yani enflasyon 70-80-90’lara vurdu, sonra aşağı geliyor belki 25’lere. Marko rejim düzeyi 30’a kitlenmiş. Türkiye’nin 4-5 sene için 30 enflasyonuna kitlendiğini düşünün, 30’u kırmakta başarısız olduğunu düşünün bu felaket bir şey… Benim derdim bu senenin sonunda merkezin beklediği 40’larda değil, önümüzdeki senelerde de değil. Benim derdim enflasyonun yapışkan kalıcı rejim düzeyinin çok yukarlarda bir yerlerde inatçı hale gelmesi. Bunu nasıl kıracaksınız?

Nasıl kıracağız?

Enflasyonda Merkez Bankası’nın son raporda ilan ettiği patikayı hiç kimse satın almıyor. Kimse o patikaya inanmıyor. İnsanların inanmadığı patika ile dezenflasyon yaratamazsınız. Önce patikanızı inandırıcı kılacak bir vücut diliniz ve diliniz olacak. Özel sektör bu 3 yıllık enflasyon patikasını kendine benchmark alacak. Ama almazsanız biz buraya daralarak geleceğiz diyeceksiniz. Ben iktidar olsam bu seçim diliyle giderim. Aman ürkütmeyeyim kimseyi demem. Tam tersine insanları şuna inandırmaya çalışırım. Ben 3 yıl sonra, seçimden de 1 yıl sonra, enflasyonda öyle bir yere geleceğim ki gerekirse ekonomiyi daraltıp geleceğim, çünkü bu enflasyon belasından kurtaracağım ülkeyi, ama maliyet olması gerekmiyor, bize güvenirseniz biz bu noktaya gelebiliriz buna inandırmanız lazım. Ama bunların niyeti ve becerisi yok diye düşünürseniz enflasyon 30’a yakın bir yere kitlenecek maalesef. Bambaşka bir Merkez Bankası, çok iyi bir düzen, çok iyi bir ekip vs yine zor iş. İmkansız değil ama yine çok zor.”