SAĞ PARTİLER CEMAATLER OLMADAN SİYASET YAPAMAZLAR

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün istifa edip yerine Bekir Bozdağ’ın tekrar adalet bakanı olması, AKP tekrar Gülen cemaatine yakınlaştı, yorumlarına neden oldu.

Bilindiği gibi Abdülhamit Gül daha önce, düne kadar FETÖ’cü’lerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar bugün çıkıp bize FETÖ ile mücadele dersi vermeye, asil şerefli Türk yargısına saldırmaya kalkmasın” demişti.

Bekir Bozdağ’ın bakanlığa yeniden atanmasından sonra, Bozdağ’ın, 2011 yılında TBMM’de yaptığı FETÖ lideri Fetullah Gülen ‘bu ülkenin yetiştirdiği bir kıymet’ sözleri tekrar gündem oldu.

Fetullah Gülen’e şiir yazan Hilal Kaplan’ın TRT’ye atanması, Pensilvanya’ya gidip Fetullah Gülen ile fotoğraf çektiren Nureddin Nebati’nin Ekonomi Bakanı olması da, AKP Gülen cemaatiyle barıştı mı,sorularını akla getirdi.

Bir başka yorum da AKP ile iktidar olan Siyasal İslam’ın miladının dolduğu ve Erdoğan’ın iktidarda kalmak için MHP’nin milliyetçi tabanına umut bağladığı yönünde.

Çok partili siyasal sistemle birlikte sağ partilerin merkezinde bulunan dini ve etnik popülist siyaset hiçbir zaman kullanın dışı bırakılmadı ve bu birliktelik AKP’nin Gülen Cemaati’ni devletin bütün kurumlara yerleştirmesi ve ardından Gülen’in artık devleti ele geçirebilirim, bu iş bitti demesiyle 15 Temmuz’da harekete geçmesine neden oldu.

15 Temmuz’dan sonra Fetö’ye dönüşen Gülen hareketiyle mücadele edileceği konusu, Erdoğan’ın asal siyasi malzemesi oldu. Bu uygun malzemeyi diğer bütün siyasi rakipleri için de kullanan Erdoğan Türkiye’yi uluslararası insan hakları alanında dünya liginin en alt sırasına taşıdı ve tek adam rejimi olarak eleştirilmeye başlandı.

Gelinen noktada başta ekonomi olmak üzere bütün alanlarda sıkışan Erdoğan devamlı bürokrat ve bakan değiştirmekle meşgul.

Geldiği siyasal İslamcı kuşak ile yollarını ayırmak zorunda kalan Erdoğan, görünen o ki, tekrar Türk sağının klasik Türkçü-İslamcı-Turancı üçgeninde dolaşmak zorunda.

Cemaatlerle kol kola..

 

Kazım Aldoğan