Silivri’de hayatını kaybeden Ferhat Yılmaz’ın ağabeyi;Kalp krizi dediler, ama işkence izleri vardı

Fotoğraf;(MA)

İşkence iddialarının gündeme getirildiği Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde hayatını kaybeden Ferhat Yılmaz’ın abisi Hikmet Yılmaz Evrensel Gazetesinden Meltem Akyol’a konuştu: “Bize kalp krizi dediler. Cenazesini yıkarken gördük ki her iki gözü patlamış, burnu sanki tamamen kırılmış, göğüs kısmında büyük bir şişkinlik ve morluk, sanki boynunda da çamaşır ipiyle asılmış gibi iz vardı.”

TEHDİT, İŞKENCE, ÖLÜME ZORLAMA…

Bu sabah saatlerinde haber merkezlerinin adreslerine bir mail düştü. İnsan Hakları Derneği (İHD) Şubesinden atılan ‘acil’ kodlu mail Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi işkence, kötü muamele, tehdit ve ölüme sürükleme iddiaları olduğunu söylüyordu. İddiaya göre 6 Nisan’da başlayan şiddet ve işkencede 60 gardiyan girdiği koğuşlarda tutuklulara işkence yaptı, tehdit etti ve kendilerini öldürmelerini istedi. İddia günler önce de gündeme geldi, ancak Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ‘iddialar tamamen gerçek dışıdır. Söz konusu iddialar iyi niyetten uzak, kamuoyunda algı oluşturmaya yöneliktir’ diyerek yalanladı. Ancak o günden bu yana ne avukatlar ne de aileler hapishanede bulunan mahpuslarla görüşebildi.

FERHAT YILMAZ’IN AĞABEYİ: KARDEŞİM BUGÜN TAHLİYE OLACAKTI…

İddiaların gündeme geldiği cezaevinde pazar günü kalp krizi geçirdi denilerek hastaneye kaldırılan bir mahpus yaşamını yitirdi. Cezaevinde hayatını kaybeden o mahpus 29 yaşındaki Ferhat Yılmaz’dı. Pek çok yerde adı Serhan Yılmaz olarak geçen mahpusun ağabeyi Hikmet Yılmaz Evrensel’e konuştu. Kardeşinin bugün toprağa verdiklerini söyleyen Hikmet Yılmaz, “Yazın yazın, yazın ki başkaları ölmesin” diye başladı anlatmaya:

“Pazar günü cezaevinden aradılar, anneme ‘oğlunuz kalp krizi geçirdi, durumu kritik hastaneye gelmeniz lazım’ demişler. Silivri Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış. Annemler hemen hastaneye gitti, hiçbir şekilde görüştürmediler. Ben gittiğimde doktor ilk gün ‘ya buna ne yapmışlar, iç organları hiçbir şeyi kalmamış, çocuk patlamak üzere’ dedi. Ama sonra hiçbir açıklama yapmadı, sorduğumuzda ‘cezaevini arayın’ dediler. Biz hiç göremedik hastanede. Sonra ‘öldü’ dediler. Kalp krizi dediler ama biz yıkarken gördük, sanki boynuna çamaşır ipiyle asılmış gibi iz var, her iki gözü patlamış, gözlerinden kan geliyor, burnu sanki tamamen kırılmış pamuklarla doldurulmuş, göğüs kısmında büyük bir şişkinlik ve morluk var sanki ağaç saplanmış gibi. Üst dudağı neredeyse bir avuç kadar şişmişti. Sağ ayak kısmı dikişliydi. Daha sonra cezaevinden bize ‘isyan çıkmış, sizin oğlunuz da onların içindeydi. İsyandan dolayı fenalaşmış, kalp krizi geçirmiş’ açıklaması yaptılar. Kardeşim cezasını tamamlamıştı. Bugün çıkacaktı. Para göndermiştik ona. Birkaç gün sonra tahliye edilecek çocuk neden isyana katılsın, bizim çocuğumuza ne yaptılar. Peşini bırakmayacağız.”

YOĞUN BAKIMDAKİ MAHKUM ANLATTI, ANNESİ KAYDETTİ: İNTİHAR EDECEĞİZ!

İntihar girişimden bulunan ve yoğun bakımda olduğu söylenen bir diğer mahpus Halil Kasan isimli mahpus. Kasan, cuma günü annesini aradı, sesini kaydetmesini istedi. Kendisi ile birlikte 5-6 isim sıralayan Kasan o kayıtta şunları anlatıyordu:

“Ortada hiçbir şey yokken, gelip tokat atıp, hakaret ettiler. Hastalığımdan dolayı, psikolojik sorunlarımdan dolayı atak yaptım. Bu nedenle beni alıp bahçeye götürüp, orada bir ton hakarette bulundular, vurdular. Daha sonra tekrar koğuşa gelip arama ve sayım bahanesiyle bizi alıp götürdüler, vurdular. Yine aynı şekilde dayak attılar, hakaret ettiler, sakallarımızı yoldular. Sonra bizi ‘yumuşak odaya’ attılar. Botlarla kafamıza bastılar. Bizi pisliğin içine atıyorlar, ekmek yok, yatak yok, bir şey yok. Bize zulüm yapıyorlar. Ayrıca kendilerini haklı çıkarmak ve dava açmak için tutanak tutuyorlar. Bugün kendimizi öldüreceğiz, karar vermişiz. İntihar edeceğiz. Burada 5-6 kişi daha var, Coşkun Ağca, Orhan Hacıoğlu, Ali diye bir çocuk var, Tolga Okçu, bir sürü kişi daha var kendine zarar verecek. Eğer darp cebir alırsanız, bu dayağın bir sonraki seansı, terapisi var’ dediler. Darp cebir de aldırtmıyorlar. Biz de korkudan hiçbir şeyimiz yok diyoruz.”

ÇETİN VE AĞCA’NIN ANNELERİ: ÇOCUKLARIMIZA ULAŞAMIYORUZ

Adı geçen mahpuslardan biri Abdulmenav Çetin. Annesi Avniye Çetin İHD’de konuştu bugün: “Çocuğum cuma günü aradı, ‘can güvenliğimiz tehlikede’ dedi, sonra bir daha haber alamadık. Savcılığa şikayette bulunduk. Oğlum görmek için cezaevine gittim ancak beni içeriye almadılar. Polise gittim hiçbir şey yapmadı”

Diğer bir mahpus Çoşkun Ağca’nın annesi Fatma Ağca da aynı açıklamada endişelerini anlattı: “Cuma gününden beri haber alamıyorum. Çocuğumun burnunu kırmışlar, çırıl çıplak karanlık odaya atıp işkence etmişler.

Her yere gittim ancak bana bir daha haber vermediler. Jandarma, devlet bize niye sırt çıkmıyor.”

Reklam

İHD VE ÖHD: İDDİALAR KORKUNÇ, AÇIKLAMA YAPIN

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi ise Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde iddiaların çok vahim olduğunu belirterek Adalet Bakanlığına çağrı yaptı:

“Silivri 5 No’lu hapishanesinde hem işkence yasağına yönelik hem de yaşam hakkına yönelik ağır hak ihlalleri iddiaları vardır. Konuyla ilgili sürecin takipçisi olacağımızı belirtmekle beraber bu iddiaları aydınlatma yükümlülüğü Adalet Bakanlığı’ndadır. Dolayısıyla mahpusların can güvenliklerine ve yaşanan hak ihlalleri iddialarına ilişkin Adalet Bakanlığı’nı acilen açıklama yapmaya davet ediyoruz. Bu olaya dair hakikati ortaya çıkarmak ve suçluların cezalandırılmasını sağlamak için, olaya katılan cezaevi görevlileri ve göz yuman cezaevi yönetimini zaman geçirmeksizin görevden alın ve olayı hem cezai hem idari olarak soruşturun, olayın aydınlatılması aşamasında sivil inceleme heyetlerinin mahpuslarla görüşmesine olanak sağlayın ve hakikati tüm açıklığı ile kamuoyu ile paylaşın.”

GERGERLİOĞLU: BU NASIL ADALET BAKANLIĞI, BU NASIL CEZAEVİ

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini yakından takip eden HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Evrensel’e konuştu. Gergerlioğlu, 6 Nisan’da başlayan işkence ve toplu intihar iddiaları üzerine cezaevini aradı. Telefona çıkan baş memur ‘böyle bir şey yok, durup dururken insanlar cezaevini arıyor’ dedi.

Üstüne Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü açıklama yaptı, ‘iddialar tamamen gerçek dışıdır. Söz konusu iddialar iyi niyetten uzak, kamuoyunda algı oluşturmaya yöneliktir’ dedi.

Gergerlioğlu bu açıklama sonrası Ferhat Yılmaz’ın yaşamını yitirdiğini hatırlattı ve şunları söyledi: “Halil isimli bir mahpus intihar girişiminde bulunmuş, ailesi ile görüştüm hala ulaşamadılar. Nerede olduğunu bilmiyorlar. Ve hala bununla ilgili bir açıklama yok. İhlaller apaçık bir şekilde ispat edilse bile bakanlık böyle örtbas girişimleri ile konuyu kapatmaya çalışıyor. Bu nasıl adalet bakanlığı, bu nasıl cezaevi?”