Suruç Katliamı’nın 82. ayında 1 Haziran duruşmasına çağrı

Suruç Katliamı’nın 82. ayında düzenlenen açıklamada 1 Haziran’da görülecek duruşmaya katılım çağrısında bulunuldu. “Hiçbir düş yarım kalmayacak” vurgusu yapılan eylemde, 33 düş yolcusunun mücadelesinin sürdürüleceğinin altı çizildi. Anmaya saatler kala Kadıköy’ü ablukaya alan polislere tepki gösteren aileler, “Gidin Urfa’da eksik olan beş saatlik kaydı bulun” dedi.

Suruç Katliamı’nda 33 düş yolcusunun ölümsüzleşmesinin üzerinden 82 ay geçti. Katliamın hemen ardından başlayan adalet mücadelesi aylardır tüm engellemelere rağmen sürüyor. Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin çağrısıyla Kadıköy Halitağa Caddesi üzerinde bulunan Gençlik Sokak’ta düş yolcularının isimleri bir kez daha yankılandı, mücadelelerine devam sözü yinelendi.

ETHA’nın haberine göre, Suruç’ta yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı “Hiçbir düş yarım kalmayacak”, “Kalplerimiz adalet için atsın” yazılı pankartların açıldığı; 33’lerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, Amara Kültür Merkezi’nde katledilmeselerdi Kobanê’yi yeniden inşa edeceği hatırlatıldı.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı ve çok sayıda kişinin katıldığı eylemde Suruç Aileleri İnisiyatifi adına Emrah Topaloğlu söz aldı.

Anmaya saatler kala polislerin Kadıköy’ü ablukaya almasına tepki gösteren Topaloğlu, bu sözde önlem Amara’da alınmış olsaydı katliamın gerçekleşmeyeceğinin altını çizdi. Topaloğlu, “Beş saatlik MOBESE kayıtları yok, etrafımızı ablukaya alacağınıza Urfa’ya gidip o görüntüleri bulun, canlı bombanın nasıl gezdiğini görün” dedi.

Suruç İçin Adalet Platformu avukatlarından Sezin Uçar da davada yaşanan usulsüzlüklere işaret etti ve, “Suruç katliamı siyasi partiler arasında seçim malzemesi olarak kullanılıyor” diyerek tepki gösterdi. 1 Haziran’da yine Hilvan’da olacaklarını kaydeden Uçar, davaya katılım çağrısı yaptı.

Basın metnini Berfin Polat okudu. Suruç Katliamı’nın nasıl gerçekleştiğini ve 33’lerin yola çıkış nedenlerini hatırlatan Polat, “Katliamın ardından yapılan ihmaller ve yargılama sürecinde verilen kararlar katliamın devamı niteliğindeydi. Katliamdan sonra görevi kötüye kullanmak suçundan ceza alan polislerin verdikleri ifadelerde, katliamın yapılacağının önceden belli olduğu açığa çıktı. Dosyaya konulan gizlilik kararı nedeniyle delillere ulaşamadık. Bu süre zarfında katiller saklanmayı başarırken, katliamda ihmali olanlar ise delilleri karartmaya çalıştılar” dedi.

Bir dönem boyunca bombalı saldırılarla terör estiren IŞİD’in Suruç katliamı sonrası yeni katliam planlarını devreye soktuğunu anımsatan Polat, saldırı planlarından birinin de 10 Ekim Ankara Katliamı olduğunu belirtti.

Katliam davalarında derinlikli bir yargılama yapılmadığının altını çizen Polat, üç katliam davasında da delillerin görmezden gelindiğini söyledi. Polat, “Diğer taraftan katliamın planlayıcısı olduğu iddiasıyla kırmızı bültenle aranan İlhami Bali Ankara’da lüks otellerde devlet görevlileriyle görüşmeler yapmış, Konya’da devlet hastanesinde tedavi olmuş ancak kırmızı bültenle arandığı kimsenin aklına gelmemiştir” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır mitinginde görevi ihmalden yargılanan polislerin davadan beraat ettirildiğini söyleyen Polat, “Katliam dosyalarında diz boyu adaletsizlik yaşanırken, kadın cinayetlerinden, trafik kazası görünümlü cinayetlere kadar herkesin adaletsizlikten şikayet ettiği bir ülkede yaşanan bunca adaletsizliğin sorumluluğu kime kesilecek” sorusunu yöneltti.

Katliamın sorumlularının bu gün çıkıp adaletin örselendiğinden bahsettiğini, katliam dönemini seçimler için siyasi malzeme haline getirdiğini kaydeden Polat, “Buradan bir kez daha sesleniyoruz; acılarımızı siyasi amaçlarınıza alet etmekten vazgeçin. Eğer söylediklerinizde samimi iseniz ne biliyorsanız çıkıp tek tek anlatın. Şunu bilmelisiniz ki bu katliamı yapanlar, onları koruyanlar kadar bildiklerini anlatmayanlar da en az onlar kadar suçludur” diye vurguladı.

Suruç Katliamı davası duruşmasının 1 Haziran’da Urfa’nın Hilvan ilçesinde bulunan hapishane kampüsünde görüleceğini hatırlatan Polat, duruşmaya katılarak, Suruç aileleriyle dayanışma içinde olunması çağrısında bulundu.

21 Mayıs 1864 Çerkes soykırımının hatırlatıldığı eylemde, Suruç’ta katledilen Ferdane ve Nartan Kılıç şahsında Çerkes halkının acıları paylaşıldı. Polat, “Sürgünde ve soykırımda hayatını kaybedenleri minnetle anıyoruz. 33 düş yolcumuzun düşü olan ezilen, sömürülen halkların olmadığı bir dünyayı adalet mücadelemizle yeniden kuracağımızın altını çiziyoruz” dedi.

Sendikaçorg