Van’da Beyaz Buluşma Gerçekleşti: Demokrasi Olmadan Sağlık Olmaz!

Van’da Beyaz Buluşma Gerçekleşti: Demokrasi Olmadan Sağlık Olmaz!

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Sağlıklı Bir Gelecek Elerimizde – Emek Bizim Söz Bizim” eylem süreci kapsamındaki Beyaz Buluşmaları 26 Mart 2022 günü Van’da devam etti.

Buluşma kapsamında ilk olarak Van-Hakkari Tabip Odası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. TTB’nin gerek pandemi döneminde gerekse de “Emek Bizim Söz Bizim” eylem sürecinde düşmanlaştırma, suçlulaştırma çabalarıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, tüm bu baskı ortamına karşın desteğini hiçbir zaman esirgemeyen topluma teşekkür etti. Korur Fincancı şöyle konuştu:

“Demokrasi olmadan sağlık olmaz. Sağlık yalnızca bedensel, ruhsal, sosyal değil; aynı zamanda siyasal iyilik halidir. Biz özgürce kendimizi ifade edemediğimizde, tartışamadığımıda yaşananlar bizi sağlıksızlığa mahkûm etmektedir. Demokrasiyi, barışı, insanca yaşamı tesis etmek için mücadele etmek zorundayız. Biz hekimler halk sağlığını korumak için mücadele etmekten vazgeçmeyenleriz. Eninde sonunda biz kazanacağız.”

Basın açıklamasının ardından yapılan forumda ise Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı TTB’nin emek, demokrasi ve sağlık hakkı mücadelesindeki yeri üzerine bir sunum yaptı. Sunum sonrası TTB’nin yürüttüğü mücadele süreci değerlendirildi, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının önümüzdeki dönem talep ve beklentileri dile getirildi.

Beyaz Buluşma’ya TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Merkez Konseyi üyeleri Dr. Kazım Doğan Eroğulları, Dr. Onur Naci Karahancı ve Dr. Çiğdem Arslan, önceki dönem Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman ile Ankara, Batman, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Muğla, Muş, Şanlıurfa ve Van-Hakkari tabip odalarının yöneticileri ve emek-meslek örgütlerinin temsilcileri katıldı.

Van’daki Beyaz Buluşma’da Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Ali Karakoç tarafından okunan basın açıklaması metni ise şöyle:

Sağlık İçin Demokrasi Şart

İki bin günden daha uzun zamandır en temel insan haklarını kullanamayan Van’daki sağlık, emek, demokrasi mücadelesi veren dostlarımızın yanında; “Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak; Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma (…) Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma, kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine ant içerim diye yemin etmiş bir mesleğin mensupları olarak, yeminimizin de bize verdiği sorumlulukla bulunmaktan onur duymaktayız.

Sağlık, sadece hastanelere sıkıştırılamayacak, sağlık hizmetinin tedavi etmekle sınırlanamayacağı, çok daha geniş bir alandır. Öncelik hasta olmayı önlemektir ki hekim olmanın sağlık çalışanı olmanın özü budur. Yani bir ülkede bir sağlık bakanı, cumhurbaşkanı sağlıkta başarının göstergesi olarak hastane sayılarını, hastaneye başvuran hasta sayısını gösteriyorsa; sağlık mücadelesinin özünü hiç anlamamıştır. Böyle bir sağlık hizmet politikası da kaybeder. Son örnek COVID-19 pandemisini hastanelerde karşılamayı tercih eden, koruyucu sağlık hizmetlerini önemsemeyen sağlık sistemlerinin iflasıdır; bu salgındaki fazladan ölüm sayılarıdır. Türkiye halen bu sayıları dahi açıklayamamıştır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün en baz sağlık tanımı dahi “Bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” şeklindedir. Bireyin biyolojik olarak iyi olması yetmez, ruhsal ve sosyal yönden de iyi olmalıdır. Türkiye’de daha da dirençli ve daha da fazla sayıda görülen tüberküloz da; son dönemlerde inanılmaz sayılarda artan dirençli uyuz vakaları da sadece tedavi edici yaklaşımla engellenemez; baş edilemez. Bu hastalıklar aynı zamanda sosyal, ekonomik birçok etmen düzeltilmediği zaman tedavi, önleme, baş etme imkânı olmayan hastalıklardır; her hastalıkta olduğu gibi…

6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun birliğe verdiği ilk sıradaki görev “Halk sağlığına ve hastalara fedâkarlık ve feragatle hizmeti ideal bilen meslek geleneklerini muhafaza ve geliştirmeye çalışmak”tır. Bir diğer görev de “Halkın sağlığını korumaya, azalarını muayyen refah seviyesine ulaştıracak gerekli iş sahaları bulmaya, İş Kanunu ile sosyal kanunların ve ilgili diğer mevzuat hükümlerinin tatbikatında meslek ve meslektaşların hak ve menfaatlerini korumaya ve her türlü iş tevziinin adilane bir surette düzenlenmesine çalışmak”tır. Yani iki temel görevden birisi halkın sağlığını korumak diğeri de meslektaşlarının hak ve menfaatlerini koruyarak iş güvenceleri/ güvenlikleri için çalışmaktır. Peki Van’da, Van Tabip Odası başkanımız, sağlık emek mücadelesi veren arkadaşlarımız yakın zamanda neden iki defa gözaltına alınmıştır? Birincisi kötü çalışma koşulları sonucu iş cinayetine kurban verdiğimiz asistan arkadaşımız için açıklama yapmak isterken, diğeri de “Biz sağlıklıysak toplum da sağlıklıdır; toplum sağlıklıysa biz de sağlıklıyız, bunun için G(ö)REV’deyiz” demek isterken. Yani temel iki sorumluluklarını yerine getirmek isterken…

Peki bu anayasal hakkı, yasal sorumluluğu engelleyenler kimdir? Van emniyeti/polisi. Yani -her ne kadar açıklanmasına izin verilmese de- sağlık çalışanlarından sonra en fazla COVID-19 pandemisinde hastalanan ve hayatını kaybeden mesleklerden birinin mensupları. Peki toplum gibi onlar da bu kadar çok hastalanmak, bu kadar çok meslektaşlarını kaybetmek zorundalar mıydı? Sağlığımız için söz söyleme yasal sorumluluğu verilmiş hekimleri, tabip odamızı engelleyenlerin toplum sağlığını olduğu gibi kendilerinin sağlığını da engellediklerinin farkında olmamaları mümkün değildir.

Sağlık hakkı mücadelesi vermek görüldüğü gibi demokrasi mücadelesi vermek demektir. Türkiye’de zaten zor olan bu çaba Van’da daha da zor hal almış durumdadır. Sağlık hakkı, yaşam hakkı, barış, ifade özgürlüğü, demokrasi tartışmalarının olmazsa olmazıdır. Eğitim, beslenme, dinlenme, çevre, güvenlik de sağlığın başlıca bileşenleridir. Farklı bir deyişle, demokratik bir ortamın olmadığı yerde sağlıktan bahsedemeyiz; sağlığın olmadığı yerde de demokrasiden. Demokrasi ve insan hakları salt sosyal ve ruhsal iyilik halimiz için değil aynı zamanda bedensel iyilik halimiz için de olmazsa olmazımızdır.

Buradan, tam da insan temel hak ve özgürlüklerinin keyfi bir şekilde engellendiği Van’dan bir kez daha bu hukuksuzluğu yapan valilik ve emniyet müdürlüğüne sesleniyoruz: Demokrasiye verdiğiniz zarar sağlığımıza da zarar veriyor, topluma zarar veriyor. Her yerde olduğu gibi burada da sağlığımız ve geleceğimiz için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz; demokrasi mücadelemizden vaz geçmeyeceğiz. Toplumun hekimlerin sağlık emekçilerinin dayanışması sağlıklı bir geleceği de demokrasiyi de bu topraklara getirecektir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi